Felsefi Soruların Temel Özellikleri
"Pencere kapalı mı?" ile "Güzel nedir?" arasındaki fark nedir ve bir soruyu felsefi yapan şey ne?
Her soru aynı soru değildir
Bir günün içinde kaç soru sorduğunu hiç saydın mı? Sabah evden çıkarken “Pencere kapalı mı?” diye sorarsın. Okulda biyoloji dersinde “Günlük uyku süresi dikkat süresini etkiler mi?” sorusu tartışılır. Akşam bir resme bakarken aklına başka bir soru takılır: “Güzelliğin herkes için geçerli bir ölçütü var mı?”
Üçü de soru ama her biri başka bir işe yarıyor. İlki bir pratik sorudur. Anlık bir ihtiyacı karşılar; pencereye bakarsın, cevap bulunur, soru biter. İkincisi bir bilimsel sorudur. Ölçülebilen olguları açıklamaya çalışır; uyku süresi ve dikkat süresi ölçülür, karşılaştırılır. Üçüncüsü ise bir felsefi sorudur. Ne bakarak ne ölçerek kapanır.
İnsan, var olduğu günden beri dünyaya ve kendi varlığına merakla, hayretle bakar. Bu merak onu soru sormaya iter. Çoğu zaman günlük ya da bilimsel sorular yeter. Ama bazen insan alışılmış olanın ötesine geçmek, görünenin arkasındaki temel ilkeleri bulmak ister. Felsefi soru tam bu noktada doğar. Varlığın ne olduğunu, bilginin neye dayandığını, değerlerin anlamını derinlemesine soruşturur.
Bir soruyu felsefi yapan beş özellik
Bir soruyu felsefi soru hâline getiren beş özellik vardır. Her birini başka bir soruyla yan yana koyunca fark kolayca görünür:
| Özellik | Felsefi soru | Karşılaştırılan soru |
|---|---|---|
| Kavramsal derinlik ve öze yönelim | Adalet nedir? | Bu karar adil mi? (felsefi değil) |
| Açıklık/açık uçluluk | Güzel nedir? | Su kaç derecede kaynar? (felsefi değil) |
| Evrensellik | İdeal bir toplum nasıl olmalıdır? | Bu şehrin nüfusu ne kadardır? (felsefi değil) |
| Kurucu/yönlendirici olma | Varlığın bir amacı var mıdır? | Bugün ne giymeliyim? (felsefi değil) |
| Tutarlı olma (tutarlılık) | Ben kimim? (kişisel kimlik düzeyinde) | Ben kimim? (biyolojik düzeyde; o da kendi düzeyinde tutarlıdır) |
“Bu karar adil mi?” diye soran, tek bir kararı tartar. “Adalet nedir?” diye soran ise o kararı ölçtüğümüz kavramın kendisini masaya koyar. Kavramsal derinlik budur: Felsefi soru olayla değil, olayın dayandığı kavramla uğraşır. O kavramın ne anlama geldiğini ve hangi temele oturduğunu araştırır.
Suyun kaç derecede kaynadığını bir kez öğrenince konu kapanır. “Güzel nedir?” sorusu ise hiç kapanmaz. Açık uçluluk, felsefi sorunun tek ve kesin bir cevabının olmamasıdır. Farklı filozoflar aynı soruya birbirine benzemeyen ama her biri kendi içinde tutarlı cevaplar verebilir. Her cevap da yeni soruların kapısını açar.
Bir şehrin nüfusu yalnızca o şehri ve o yılı ilgilendirir. İdeal toplumun nasıl olması gerektiği ise hangi çağda, hangi ülkede yaşarsan yaşa seni de ilgilendirir. Evrensellik, felsefi sorunun zamana ve mekâna bağlı kalmadan insan olmanın temel durumlarına ve varoluşla ilgili meselelere yönelmesidir.
Bugün ne giyeceğine verdiğin cevap yarın unutulur. “Varlığın bir amacı var mı?” sorusuna verdiğin cevap ise hayata bakışını değiştirir. Kurucu/yönlendirici olma, felsefi soruya verilen cevabın bir düşünce sisteminin içindeki başka soruları da biçimlendirmesidir. Bu etki, insanın bütün dünya görüşünü şekillendirecek kadar geniştir.
Beşinci özellik tutarlı olmadır (tutarlılık). “Ben kimim?” sorusunu düşün. Kişisel kimlik düzeyinde sorduğunda cevabı hatıralarında, tercihlerinde, karakterinde ve bilincinin sürekliliğinde ararsın. Biyolojik düzeyde sorduğunda ise DNA diziliminde, hücre yapısında ve organizmanın fiziksel sürekliliğinde ararsın. İki cevap da kendi düzeyinde tutarlıdır. Felsefi soru akla dayalı bir tartışma başlatabilmek için belirli bir kavramsal çerçevenin içinde ve aynı düşünme düzeyinde kalacak biçimde sorulur.
Somut olaylardan doğan felsefi sorular
Felsefi sorular yalnızca soyut tartışmalardan çıkmaz. Bazen bir hastane kaydından, bazen eski bir gemiden doğar.
1951’de Henrietta Lacks adlı bir hastadan, rızası alınmadan kanserli doku örnekleri alındı. Bu hücreler laboratuvarda canlılığını yitirmeden çoğalmayı sürdürdü ve “HeLa” adıyla bilinen ilk ölümsüz insan hücre hattı oldu. Çocuk felci aşısından genetik haritalamaya ve kanser araştırmalarına kadar pek çok çalışmada kullanıldı. Binlerce patentin ve makalenin kaynağı oldu. Lacks’ın ailesi ise bunu yıllar sonra tesadüfen öğrendi.
Theseus Girit’ten zaferle dönmüştür ve Atinalılar onun gemisini yıllarca korur. Çürüyen her tahta yenisiyle değiştirilir; sonunda ilk parçalardan hiçbiri kalmaz ama gemiye hâlâ aynı ad verilir. Sökülen eski parçalarla ikinci bir gemi kurulsa hangisi Theseus’un gemisi olur? Bu bir düşünce deneyidir: Gerçekte yaşanması gerekmeyen, zihinde kurulan bir durum.
Robert Nozick’in Tecrübe Makinesi de bir düşünce deneyidir. Bir tankın içine giriyorsun, beynine bağlanan elektrotlar seni dış dünyadan koparıyor. Makine hayatın boyunca istediğin her başarıyı, her mutluluğu ve her ilişkiyi kusursuz bir benzetimle yaşatıyor. Her şeyi gerçek sanıyorsun ve geri dönüş yok.
Tam otonom bir araç hız sınırına uyarak giderken önüne aniden bir engel çıkar. Ya engele çarpıp yolcusunu tehlikeye atacak ya da kaldırıma çıkıp olayla ilgisi olmayan bir yayaya çarpacaktır. Yazılımı “önce kullanıcıyı koru” ilkesiyle kodlanmış olan araç kaldırıma yönelir.
Şimdi sıra sende: Bu dört sahnenin her birinden kendi felsefi sorunu kur ve onu beş özelliğe göre sına.
Kendi sorunu sınamak
Felsefi bir soru ürettin diyelim. Gerçekten felsefi mi, nasıl anlarsın? Bunun yolu refleksif sorgulamadır: Soruyu bir kenara koyup onun üzerine yeniden düşünmek. Üç şeye bakarsın:
| Başlık | Kendine sorduğun |
|---|---|
| Sorunun amacı | Bu soruyla neyi açığa çıkarmak istiyorum? |
| Ön kabul | Soruyu sorarken neyi baştan doğru saydım? |
| Anahtar kavramlar | Sorudaki kavramlara hangi anlamı yüklüyorum? |
Theseus’un gemisi sorusunu ele al. “Hangisi gerçek gemi?” diye soran, iki gemiden birinin gerçek olduğunu baştan varsaymıştır. Bu bir ön kabuldür. Belki ikisi de, belki hiçbiri asıl gemi değildir. Ön kabulü fark ettiğinde soru da değişir.
Sorular daha sonra Sokratik tartışma yöntemiyle sınanır. Ardından bu tartışmadan çıkanlar üst üste eklenerek, yığılımlı biçimde yeniden kurulur. Böylece soru daha nitelikli hâle gelir.
Konunun kavramları
11 KAVRAM- Pratik soru
- Günlük hayatta ortaya çıkan anlık bir ihtiyacı gidermeye yönelik sorudur.
- Bilimsel soru
- Ölçülebilir olguları açıklamaya yönelik, gözlem ve deneyle cevaplanabilen sorudur.
- Felsefi soru
- Görünenin ardındaki temel ilkeleri arayan; varlığın, bilginin ve değerlerin anlamını derinlemesine soruşturan sorudur.
- Kavramsal derinlik
- Felsefi sorunun tek bir olaya değil, bir kavramın özüne ve dayandığı temellere yönelmesidir.
- Açık uçluluk
- Felsefi sorunun tek ve kesin bir cevabının olmaması, farklı ve tutarlı cevaplara açık kalmasıdır.
- Evrensellik
- Felsefi sorunun belli bir zamana ve yere bağlı kalmadan insan olmanın temel durumlarıyla ilgilenmesidir.
- Kurucu/yönlendirici olma
- Felsefi soruya verilen cevabın, ondan türeyen diğer soruları ve insanın dünya görüşünü biçimlendirmesidir.
- Tutarlılık
- Felsefi sorunun belirli bir kavramsal çerçeve içinde, aynı düşünme düzeyinde kalacak biçimde sorulmasıdır.
- Düşünce deneyi
- Bir düşünceyi sınamak için kurgulanan, zihinde yürütülen varsayımsal durumdur.
- Refleksif sorgulama
- Kişinin sorduğu soruyu amacı, ön kabulleri ve anahtar kavramları açısından yeniden düşünerek sınamasıdır.
- Ön kabul
- Bir soru sorulurken ya da bir düşünce kurulurken doğruluğu tartışılmadan baştan varsayılan düşüncedir.
KENDİNE SOR
"Bir soruyu felsefi yapan konusu değil, soruluş biçimidir." Bu görüşe katılıyor musun? Kendi seçtiğin bir konu üzerinden hem felsefi hem felsefi olmayan bir soru kurarak gerekçelendir.