Felsefi Düşüncenin Gelişimi
Birbirini hiç tanımayan insanlar aynı yüzyılda benzer soruları sormaya başladıysa felsefe gerçekten tek bir yerde mi doğdu?
Felsefe nasıl doğdu?
MÖ 6. yüzyıla gidelim. Thales evrenin ve varlıkların nasıl ortaya çıktığını soruyor. Aynı yüzyılda Çin’de Kung-Fu-Tzu, hanedan kavgalarıyla sarsılan bir toplumda düzenin nasıl kurulacağını düşünüyor. Hindistan’da Siddhartha Gautama varlığın özünü ve insanın nasıl yaşaması gerektiğini sorguluyor. Bu üç insan birbirini tanımıyor, aynı dili konuşmuyor. Yine de üçü de akla dayanarak sorular soruyor.
Bu üç sahne aynı şeyi gösterir: Felsefe bir sabah, bir şehirde aniden başlamadı. Arkasında farklı toplumların yüzyıllar boyunca biriktirdiği bilgi vardı. Bu birikimi büyüten en önemli adım yazı oldu. Söz unutulur, yazılan kalır. Yazı sayesinde insan, evreni akılla açıklama çabasında kendinden öncekilerin bıraktığı yerden devam edebildi.
Peki bu birikim nereden geldi? Köklerin Çin’de, Hindistan’da, İran’da, Mısır’da ve Sümer, Babil gibi Mezopotamya medeniyetlerinde olduğu düşünülür. Bu toplumların inançları, mitolojileri, doğayı yorumlama biçimleri ve kurdukları toplum düzeni felsefeye zemin oldu. Bu birikime katkı veren pek çok toplum var. Düşünceyi bir düzene, bir sisteme kavuşturan ise Antik Yunan felsefesi oldu.
MÖ 6. yüzyıl - MS 2. yüzyıl
Bir Çinli düşünürle bir Yunanlı düşünüre aynı soruyu sorabildiğini düşün: “Seni en çok ne meşgul ediyor?” Çinli muhtemelen insanların bir arada nasıl düzgün yaşayacağından söz ederdi. Yunanlı ise evrenin neyden ve nasıl çıktığını, doğada olup bitenlerin nedenini anlatırdı.
Bu dönemde felsefenin Yunan, Çin ve Hint medeniyetlerinde aynı zamanlarda ortaya çıktığı ileri sürülür. Üçü de soru soruyordu ama ağırlık verdikleri yer farklıydı:
| Gelenek | Ağırlık verdiği konular |
|---|---|
| Çin ve Hint | Varlığın özü; toplumsal hayat ve ahlak kuralları; inancın önemi, ahlakla inanç arasındaki bağ |
| Antik Yunan | Evrenin ve varlıkların nedenleri; doğa olaylarının açıklanması; bilgi, erdem, politika |
Çin’de felsefi düşünce bir arayıştan doğdu. MÖ 770-476 arasında hanedanlar arasındaki kavgalar toplumu kaosa sürükledi; düşünürler bu karmaşadan çıkış yolu aradı. Yunan dünyasında da siyasal hayat değişiyordu: MÖ 6-5. yüzyıllarda Atina doğrudan demokrasiye geçti.
MS 2. yüzyıl - MS 15. yüzyıl
529 yılında Bizans İmparatoru Justinianus, Atina’daki Platoncu felsefe okulunu, Akademi’yi kapattırdı. Felsefe tarihi bu olayı yeni bir dönemin eşiği sayar.
Bu yeni dönemde düşünürlerin önündeki en büyük soru Tanrı ve inanç oldu. Felsefe artık dinlerle yan yana, onlarla etkileşerek ilerliyordu. Hristiyan felsefesi dinî otoritenin yönlendirmesinden çıkamadı.
İslam dünyasında tablo farklıydı. Müslüman düşünürler Antik Yunan’dan, Hindistan’dan, Mısır’dan, Babil’den ve Çin’den gelen düşünsel mirası buldu. Bu mirası saklamakla yetinmediler; okudular, yorumladılar, yeni eserler yazdılar. 8 ile 13. yüzyıllar İslam felsefesinin en verimli dönemi oldu. Matematik, geometri, ahlak ve metafizik bu dönemde öne çıkan alanlardı. Bağdat’taki Beytülhikme bu çalışmanın merkezlerinden biriydi. Burada farklı medeniyetlerin eserleri çevrildi, bilim insanları fikirlerini tartıştı. Bu emeğin ürünlerinin büyük kısmı daha sonra çeviri ve yorumlar aracılığıyla Batı’ya ulaştı.
15-17. yüzyıl
1453’te İstanbul fethedildi. Kentteki düşünürler Batı ile daha sık temas kurdu. Ellerindeki Antik Yunan felsefesi ve İslam düşüncesi birikimi Avrupa’ya yayıldı. Bu, İtalya’da başlamış olan Rönesans’a hız kattı.
Bu yüzyıllarda Avrupa’da güç dengesi değişti. Kilisenin sözü eskisi kadar geçmedi; güç devlete kaydı ve ulus devlet fikri öne çıktı. İnsan aklına daha çok güvenmeye başladı. Bilimdeki yeni bulgular, doğayı metafizik açıklamalarla anlatma alışkanlığını sarstı. Hedef artık doğayı akıl yoluyla denetim altına almaktı.
Merkezde Tanrı ve inanç değil, insan vardı. Hümanizm insanı evrenin merkezine yerleştirdi ve onu yüceltti. Modern bilim doğdu; bilim insanları doğayı incelemek için yeni yöntemler aradı. 1543’te Copernicus, Batlamyus’un Dünya merkezli evren anlayışının karşısına Güneş merkezli bir evren koydu. 1620’de Bacon, doğayı keşfetmenin yeni yolu olarak tümevarımı önerdi. Bu arada Gutenberg matbaayı icat etmişti. 1517’de Martin Luther 95 Tez’ini kilise kapısına astı ve Reform hareketini tetikledi.
18-19. yüzyıl
Neye inanacağına, nasıl yaşayacağına kim karar vermeli? Gelenek mi, hükümdar mı, yoksa sen mi? Bu yüzyılların düşünürleri son seçeneği öne çıkardı: İnsan, başkasının kılavuzluğuna ihtiyaç duymadan kendi aklıyla yolunu bulmalı, hayatını kendi aklıyla aydınlatmalıydı.
Bu fikir sorgulamayı geleneklere ve siyasi otoritelere yöneltti. Siyasetin ve toplumun sorunları felsefenin gündemine yerleşti. İnsanlar düşündüklerini daha özgürce söyleyebilir oldu. Fikirleri halka taşıyanlar aydınlar ve yazarlardı. 1751’de Diderot ve arkadaşlarının yayımladığı Ansiklopedi, bilgiyi geniş halk kitlelerinin önüne serdi.
Dünya başka açılardan da değişiyordu. 1764’te İngiltere’de iplik eğirme makinesi icat edildi ve Sanayi Devrimi başladı. 1776’da Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi yayımlandı, 1789’da Fransız Devrimi yaşandı. 1848’de Karl Marx Komünist Manifesto’yu yazdı.
20. yüzyıl
1914-1918 arasında Birinci Dünya Savaşı, 1929’da dünyayı saran Büyük Buhran, 1939-1945 arasında İkinci Dünya Savaşı… Otuz yılı biraz aşan bir sürede yaşanan bu olaylar dünyayı derinden sarstı. Ardından 1945’te Birleşmiş Milletler kuruldu, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kabul edildi.
Toplumu, siyaseti ve ekonomiyi bu kadar değiştiren gelişmeler felsefenin yönünü de belirledi. Filozoflar eski sorunlara yeni yollardan yaklaştı. Felsefeyle diğer disiplinler arasındaki sınırlar netleşti. Birbirinden farklı düşünce akımları doğdu, pek çok felsefi ekol ortaya çıktı. Yüzyılın sonunda, 1992’de internet sunucularının kişisel kullanıma açılması bilgiye ulaşmayı kolaylaştırdı.
Kronolojiden seçmeler
| Tarih | Olay |
|---|---|
| MÖ 624-546 | Thales, İlk Çağ filozofu |
| MÖ 563-483 | Siddhartha Gautama, Hint filozof |
| MÖ 551-479 | Kung-Fu-Tzu, Çinli filozof |
| 529 | Atina’daki Akademi kapatılıyor |
| 754-775 | Bağdat’ta Beytülhikme kuruluyor |
| 1400’ler | Rönesans İtalya’dan Avrupa’ya yayılıyor |
| 1445 | Gutenberg matbaayı icat ediyor |
| 1453 | İstanbul’un Fethi |
| 1517 | Luther 95 Tez’ini kilise kapısına asıyor |
| 1620 | Bacon tümevarımı yeni bir yöntem olarak öneriyor |
| 1751 | Diderot ve arkadaşları Ansiklopedi’yi yayımlıyor |
| 1789 | Fransız Devrimi |
Dünya felsefe gelenekleri
Bir dünya haritasına felsefenin doğduğu yerleri işaretlemeye çalıştığını düşün. Tek bir nokta koyamazsın. MÖ 6-4. yüzyıllarda Çin’e, Hindistan’a, İran’a, Mezopotamya’ya ve Akdeniz’in çevresine ayrı ayrı işaret koyman gerekir. Bu bölgelerde yaşayan insanlar evreni, insanı, toplumu ve değerleri düşündü. Dinlerin ve mitolojilerin anlattıklarının yanına yeni bir yol ekledi: felsefe.
Bu yüzden felsefe tek bir halkın ya da tek bir coğrafyanın icadı sayılamaz. Kökleri, insanın kim olduğunu ve neyin içinde yaşadığını merak ettiği antik çağlara kadar uzanır. Zamanla farklı felsefe gelenekleri oluştu: Çin felsefesi, Hint felsefesi, Antik Yunan felsefesi, Türk-İslam felsefesi, Alman felsefesi, Fransız felsefesi, Anglosakson felsefesi ve Amerikan felsefesi. Her yeni filozof ve her yeni akım bu birikime bir şey ekledi; felsefe böyle zenginleşti.
Konunun kavramları
14 KAVRAM- Mitoloji
- Bir toplumun evreni, doğayı ve insanı tanrılar ve kahramanlar üzerinden anlatan efsaneler bütünüdür.
- Felsefe geleneği
- Belli bir kültür ya da coğrafyada zaman içinde gelişen, kendine özgü soruları ve yaklaşımları olan felsefi birikimdir.
- Antik Yunan felsefesi
- Antik Yunan’da gelişen ve felsefeyi sistemli hâle getiren düşünce geleneğidir.
- Hristiyan felsefesi
- Hristiyan inancının Tanrı ve iman anlayışını düşüncenin merkezine yerleştiren felsefedir.
- İslam felsefesi
- İslam dünyasında gelişen, önceki uygarlıkların düşünsel mirasını yorumlayarak özgün eserler ortaya koyan felsefedir.
- Beytülhikme
- Bağdat’ta kurulan, çeviri ve bilimsel çalışmaların yapıldığı ilim merkezidir.
- Rönesans
- Avrupa’da 15. yüzyılda başlayan, sanatta, bilimde ve düşüncede canlanmayı ifade eden yeniden doğuş hareketidir.
- Hümanizm
- İnsanı evrenin merkezine koyan ve onu yücelten düşüncedir.
- Reform
- 16. yüzyılda Katolik Kilisesi’nin otoritesine karşı başlayan dinî yenilenme hareketidir.
- Modern bilim
- Doğayı akıl ve yeni bilimsel yöntemlerle açıklamaya çalışan bilim anlayışıdır.
- Ulus devlet
- Egemenliğini ortak bir kimlik etrafında birleşen ulustan alan devlet biçimidir.
- Sanayi Devrimi
- Üretimde insan ve hayvan gücünün yerini makinelerin aldığı ekonomik ve toplumsal dönüşümdür.
- Ansiklopedi
- Farklı alanlardaki bilgileri bir araya toplayıp düzenli biçimde sunan kapsamlı eserdir.
- Felsefi ekol
- Ortak ilke ve yaklaşımları paylaşan filozofların oluşturduğu düşünce akımıdır.
KENDİNE SOR
Felsefenin doğuşunu tek bir nedene bağlamak mümkün mü? Sence kültürel, ekonomik, siyasal ve bilimsel koşullardan hangisi daha belirleyiciydi? Gerekçesiyle savun.