Felsefi Düşüncenin Özellikleri
Aynı tabağa bakan dört kişi neden dört ayrı şey düşünür ve bunlardan hangisi felsefi düşünmedir?
Düşünmenin farklı biçimleri
Dört arkadaş bir masada, ortada tek bir dürüm var. Birincisi “Kahvaltı yapmadım, çok acıktım, hemen yiyelim.” diyor. İkincisi “Bunu küçük rulolar hâlinde soslarla sunsak çok değişik olur.” diyor. Üçüncüsü paketin üzerindeki “yüzde yüz doğal” yazısına bakıp “Bu iddia gerçekten doğru mu? Önce içindekiler listesine bakalım.” diyor. Dördüncüsü ise soruyor: “Bu şey aslında nedir? İçindekiler mi, biçimi mi, yoksa bizim ona verdiğimiz anlam mı? Bunu paylaşmak ahlaki bir zorunluluk mu?”
Birinci arkadaş açlığına hızlı bir çözüm arıyor; bu pratik düşünmedir. İkincisi alışılmışın dışında yeni bir sunum buluyor; bu yaratıcı düşünmedir. Üçüncüsü bir iddiayı hemen kabul etmeyip doğruluğunu tartıyor; bu eleştirel düşünmedir. Dördüncüsü ise nesnenin ne olduğunu ve değerini soruyor; bu da birazdan göreceğimiz felsefi düşünmedir.
Aynı tabağa bakan dört kişi dört ayrı biçimde düşündü. Düşünme, zihnin bilgiler arasında bağ kurup karşılaştırma yaparak bir sonuca varmasıdır. İnsanların aynı durumda farklı tepkiler vermesi, düşünmenin tek bir yolu olmadığını gösterir. Günlük hayattan başka örnekler de verilebilir:
| Düşünme biçimi | Örnek |
|---|---|
| Pratik düşünme | Sabah yağmuru görüp şemsiye almaya karar vermek |
| Yaratıcı düşünme | Teknesini iskeleye yanaştıran balıkçının, tekne zarar görmesin diye yanlarına eski lastikler asması |
| Eleştirel düşünme | Bilgisayar alırken reklamları ve internetteki yorumları sorgulayıp kendi ihtiyacına göre seçmek |
Felsefi düşünme
Dürüm masasındaki dördüncü kişi bunların hiçbirini yapmadı. O, alışılmış bir nesneye bakıp onun ne olduğunu, değerinin nereden geldiğini sordu.
Felsefi düşünme; varlığı, bilgiyi ve değerleri akıl ve mantık ilkelerine dayanarak bütüncül biçimde kavrama ve temellendirme etkinliğidir. Sistemli, tutarlı, şüpheci ve kapsamlı bir sorgulama içerir. “Özgür olmakla sorumlu olmak nasıl bir arada durur?” ya da “Gerçeklik nedir?” sorularını temellendirmeye çalışmak felsefi düşünmedir.
Bu düşünmede amaç bir sonuca varıp işi bitirmek değildir. Asıl amaç kavramların anlamını netleştirmek ve görüşleri gerekçelendirmektir. Felsefede doğru kabul edilen bilgiler bile yeniden sorgulanır; inançların ve düşüncelerin hangi temele dayandığı incelenir. Felsefi düşünceyi diğer düşünme biçimlerinden ayıran budur.
Bunu bir örnekle düşün. “Özgürsem yaptıklarımdan sorumlu muyum?” sorusuna cevap verebilmek için önce “özgürlük” ve “sorumluluk” kelimeleriyle ne kastettiğini netleştirmen gerekir. Özgürlük, istediğini yapabilmek mi, yoksa seçeneklerin arasında bilerek seçim yapabilmek mi? Sonra bir görüş savunursun ama bu görüşü bir gerekçeye dayandırman gerekir. Arkadaşın karşı bir gerekçe getirirse ikinizin görüşü de yeniden sınanır. İşte felsefi düşünme bu yüzden şemsiye almak gibi hızlı bir kararla bitmez; kavramla, gerekçeyle ve karşı görüşle uğraşmayı sürdürür. Bu uğraşın sonunda herkes aynı cevaba varmasa bile, herkes neyi neden düşündüğünü daha iyi bilir.
Felsefi düşüncenin temel özellikleri
Felsefi düşünce bir yola benzer: Hayretle başlar, sorgulamayla ilerler, sistemli bir bütüne doğru gider. Bu yolun durakları şunlardır:
| Özellik | Ne demek? |
|---|---|
| Hayret etme | Alışılmışın dışına çıkıp dünyaya şaşkınlıkla bakmak, anlam aramaya başlamak |
| Merak etme | Çevreyi ve olayları öğrenme isteğiyle araştırmak |
| Eleştirel olma | Bilgileri doğrudan kabul etmeyip değerlendirmek |
| Şüphe etme | Doğru kabul edilen bilgileri sorgulamak, dayanaklarını araştırmak |
| Sorgulama | Problemleri fark edip onlar hakkında soru sormak |
| Rasyonel olma | Akla ve mantığa dayanarak düşünmek |
| Refleksif olma | Zihnin kendi düşüncelerini yeniden düşünmesi |
| Sistemli olma | Bilgileri düzenli ve bütünlüklü bir yapı içinde sunmak |
| Tutarlı olma | Düşünceler arasında çelişki bulunmaması |
| Evrensel olma | Problemlerin bütün insanlığı ilgilendirmesi |
| Yığılımlı ilerleme | Geçmiş filozofların düşüncelerinin eleştirilip geliştirilerek ilerlemesi |
Bu özellikler birbirinden kopuk değildir. Hayret merakı doğurur, merak sorgulamayı başlatır. Sorgulayan kişi bilgiyi hemen kabul etmez, eleştirir ve dayanağından şüphe eder. Bunu keyfî değil, akıl ve mantıkla yapar. Vardığı düşünceleri düzenli bir bütün hâline getirir ve bu bütünün kendi içinde çelişmemesine dikkat eder.
En çok karıştırılan üç özelliği bir örnekle ayıralım. Bir arkadaşın “Bu ilaç kesin çözüm.” diye bir mesaj paylaşıyor.
- “Bu bilgi doğru mu, hangi ölçüte göre?” diye mesajı tartarsan eleştirel olursun.
- “Bunu kim söylüyor, dayanağı ne?” diye bilginin arkasına bakarsan şüphe edersin.
- “Ben neden bu tür mesajlara hemen inanma eğilimindeyim?” diye kendi düşünme biçimini sorgularsan refleksif olursun. Bu, düşünme üzerine düşünmektir ve refleksiyon diye adlandırılır.
Evrensel olma özelliği de önemlidir. “Adalet nedir?” sorusu yalnızca bir şehri ya da bir dönemi değil, bütün insanlığı ilgilendirir. Yığılımlı ilerleme ise felsefenin birikerek ilerlediğini anlatır. Her filozof kendinden öncekilerin düşüncelerini eleştirir, geliştirir ve yeni sorular ekler. Bu yüzden felsefe bir bayrak yarışına benzer.
Felsefi düşünce hayatta
Felsefi düşünce yalnızca kâğıt üzerinde kalmaz; insanın karar verme biçimini değiştirir.
Mert, okulda dürüstlüğü ve adaleti savunan, kurallara uymayanları eleştiren bir öğrencidir. Bir gün öğretmeni Mert’in sınavındaki bir hatayı fark etmez ve ona fazladan puan verir. Bu puan Mert’i dönem birincisi yapacaktır; itiraz ederse birinciliği kaybedecektir. Mert kendine sorar: “Adalet yalnızca benim aleyhime olduğunda mı adalettir? Kendi lehime olan bir haksızlığa göz yumarsam, daha önce savunduklarımla nasıl barışık kalırım?” Değerlerin kişiye ve duruma göre değişmeyeceğini düşünür ve öğretmeniyle konuşup puanını düzelttirir. Bu davranış hem başkalarının ona duyduğu güveni artırır hem de iç huzurunu korur. Burada tutarlı olma, sorgulama ve refleksiyon birlikte çalışır.
Şule ise her yerde “Bu cihaza sahip olmayan hayattan geri kalır.” sloganıyla tanıtılan yeni bir cihazı almak üzeredir. Telefonu hâlâ işini görmektedir ama biriktirdiği bütün parayı harcamayı düşünür. Almadan önce kendine sorar: “Bu benim özgür seçimim mi, yoksa çevremin baskısı mı?” Sonunda cihazı almaktan vazgeçer, parasını kendini geliştireceği bir eğitime ayırır. Kısa süreli bir haz yerine uzun süreli gelişimi seçer ve kararını kendi akıl yürütmesiyle verir.
İki örnekte de felsefi düşünce teoride kalmamış, insanların nasıl davrandığını değiştirmiştir. Felsefi düşünen kişi gerektiğinde kendi düşüncesini de değiştirebilir; çünkü sorguladığı şeylerin arasında kendi fikirleri de vardır.
Konunun kavramları
15 KAVRAM- Pratik düşünme
- Günlük bir ihtiyaca hızlı ve kullanışlı bir çözüm bulmaya yönelen düşünme biçimidir.
- Yaratıcı düşünme
- Bir soruna alışılmışın dışında, yeni ve özgün bir çözüm üreten düşünme biçimidir.
- Eleştirel düşünme
- Karşılaşılan bilgilerin doğruluğunu tartarak gerekçeye dayalı bir karar vermeyi sağlayan düşünme biçimidir.
- Felsefi düşünme
- Varlığı, bilgiyi ve değerleri akıl ve mantık ilkelerine dayanarak bütüncül biçimde kavrama ve temellendirme etkinliğidir.
- Hayret etme
- Alışılmış olanın dışına çıkıp dünyaya şaşkınlıkla bakmak ve anlam aramaya başlamaktır.
- Merak etme
- Çevreyi ve olayları öğrenme isteğiyle araştırmaya yönelmektir.
- Eleştirel olma
- Bilgileri doğrudan kabul etmeyip değerlendirmekten geçirmektir.
- Şüphe etme
- Doğru kabul edilen bilgileri sorgulayıp dayanaklarını araştırmaktır.
- Sorgulama
- Problemleri fark edip onlar hakkında soru sormak, bir düşünceyi olduğu gibi kabul etmeyip gerekçesini araştırmaktır.
- Rasyonel olma
- Akla ve mantığa dayanarak düşünmektir.
- Refleksiyon
- Zihnin kendi düşüncelerini yeniden düşünmesi, yani düşünme üzerine düşünmedir.
- Sistemli olma
- Bilgilerin düzenli ve bütünlüklü bir yapı içinde ortaya konmasıdır.
- Tutarlı olma
- Düşünceler arasında çelişki bulunmamasıdır.
- Evrensel olma
- Ele alınan problemlerin yalnızca belli bir grubu değil, bütün insanlığı ilgilendirmesidir.
- Yığılımlı ilerleme
- Geçmiş filozofların düşüncelerinin eleştirilip geliştirilerek ilerlemesidir; kümülatiflik olarak da adlandırılır.
KENDİNE SOR
Kendi lehine olan bir haksızlığa sessiz kalmak, daha önce savunduğun değerlerle çelişir mi? Bu durumda tutarlı olmak her zaman doğru mudur?