Felsefenin Anlamı
Bilgeliğe sahip olmak ile bilgeliği sevmek arasında ne fark var ve felsefe neden ikincisini seçer?
Beş yaşındaki bir çocukla on dakika geçir. “Gökyüzü neden mavi?”, “Uyuyunca nereye gidiyoruz?”, “Ben neden benim?” Çocuk her şeye şaşırır ve durmadan sorar. Yaş ilerledikçe bu sorular azalır. Dünya alışılmış bir yer hâline gelir; artık sorulacak bir şey yokmuş gibi görünür.
Filozofu diğer yetişkinlerden ayıran şey, bu çocukluk merakını söndürmemiş olmasıdır. Filozof yaşamı, olayları ve evreni sorgulamayı sürdürür. Felsefe de tam olarak buradan doğar: insanın evreni, hayatı ve kendi varoluşunu derinlemesine sorgulayıp anlamaya çalışmasıdır. Felsefenin temelinde cevaplar değil, sorular vardır. Soru, insanı bilgi aramaya iten ilk adımdır.
İnsan evreni, olayları ve kendi hayatını anlamak için düşünür, merak eder, sorgular ve sonunda bilgiye ulaşır. Bugün bilimde, teknolojide, sanatta, siyasette, eğitimde ve ekonomide sahip olduğumuz birikim bu çabanın ürünüdür. Bu süreçte bilim, sanat, din, teknik gibi farklı bilgi türleri ortaya çıkar. Felsefe de bunlardan biridir ve sorgulayıcı, eleştirel, kuşkucu tavrıyla öne çıkar. Bilgi, varlık, ahlak, sanat, siyaset, din, bilim gibi insanı ilgilendiren her konuya bu tavırla yaklaşır. Amacı bilgiye ulaşmaktır ama yalnızca bilgide kalmaz; insanın ve toplumun sorunlarına yeni çözümler aramasına da yardım eder.
Aynı soruya herkes farklı bir yoldan gidebilir. Felsefede önemli olan tek bir varış noktasına herkesin aynı anda ulaşması değil, yolculuğun kendisini anlamaktır.
Kelimenin kökeni
“Felsefe” kelimesi Türkçeye Yunancadan gelir ve iki parçadan oluşur:
| Kelime | Anlamı |
|---|---|
| Philia | sevmek, aramak, bir şeyin peşinden gitmek |
| Sophia | bilgelik |
| Philosophia | bilgelik sevgisi, bilginin peşinden koşmak |
Bu kelimede bir varış yok, bir yönelme var. Felsefe bilgiye ulaşınca durmaz; ulaştığı bilgiyi de yeniden sorgular. Bu yüzden felsefe bitmiş bir bilgi yığını değil, hep hareket hâlinde olan bir süreçtir.
“Philosophia” kelimesini ilk kullanan kişinin Pythagoras (Pisagor) olduğu bilinir. Pythagoras’a göre bilgelik tanrılara özgüdür. İnsana düşen, bilgeliğe sahip olmak değil, onu sevmek ve ona ulaşmak için çaba göstermektir.
Bu ayrım küçük görünür ama felsefenin bütün tavrını belirler. Bilgeliğe sahip olduğunu düşünen kişi sormayı bırakır. Bilgeliği seven kişi ise sormayı sürdürür. Felsefe her şeyi bilme iddiasında değildir; hakikate yönelen, hiç bitmeyen bir çabadır. Bu çabayı başlatan güç de bilgelik sevgisidir. Meraklı, şüpheci ve sorgulayan insanın bilgiye ilgisini canlı tutan bu sevgidir.
Bilinç, düşünme ve erdem
Bir arkadaşın sosyal medyada gördüğü her haberi hemen paylaşıyor olsun. Haberin kaynağına bakmıyor, kimin yazdığını sormuyor, “Bu gerçekten doğru mu?” diye durup düşünmüyor. Başka bir arkadaşın ise aynı haberi görünce önce kaynağını araştırıyor, farklı yerlerden kontrol ediyor, sonra karar veriyor. İkisi de aynı bilgiyle karşılaştı. Aralarındaki fark, bilgiye nasıl yaklaştıklarında.
Bilgi kendiliğinden oluşmaz. İnsan önce kavramlarla düşünür, düşünerek yargılara varır ve ancak o zaman bilgiden söz edilebilir. Bunun ön şartı farkında olmaktır. İnsan kendisinin ve çevresinin ne kadar farkındaysa o kadar bilgi üretebilir.
Bu farkındalığın adı bilinçtir. Bilinç; duygunun, algının ve bilginin toplandığı merkezdir. Bilinç sayesinde insan kendini ve çevresinde olan biteni birbirinden ayırt edebilir. Bilinç yalnızca şu anı kapsamaz; geçmişte olanların ve gelecekte olabileceklerin farkındalığı da bilincin içindedir. Bir konu üzerinde düşünebilmemiz ve o konuda bilgi edinebilmemiz bilincin ürünüdür.
Düşünme ile felsefe arasındaki bağ da buradan kurulur. Felsefi sorgulama, insanın eleştirel ve sistemli düşünme becerisini geliştirir. Düşünme ise felsefi bilginin hem kaynağı hem aracıdır; insanı hakikati aramaya yöneltir. Yani felsefe düşünmeyi besler, düşünme de felsefeyi.
Ancak felsefe için bilmek tek başına yetmez. Hakikati arayan filozof yalnızca bilmekle kalmaz, bildiğine uygun bir hayat sürmeye çalışır. Bildiğini hayatına geçiren kişiye erdemli denir. Erdem, bilgi ile davranış arasındaki köprüdür.
Bu kavramlar bir zincir gibi birbirine bağlıdır:
| Kavram | Felsefedeki yeri |
|---|---|
| Sevgi | Bilgeliğe yönelmeyi başlatır. |
| Arayış | Sürekli sorgulamayı sürdürür. |
| Bilgi | Merak ve öğrenmeyle elde edilir. |
| Bilinç | Bilginin tutunduğu farkındalığı sağlar. |
| Düşünme | Bilgiyi anlamayı ve açıklamayı sağlar. |
| Erdem | Bilgiyi davranışa dönüştürür. |
Halkalardan biri koparsa felsefe eksik kalır. Sevgi olmadan arayış başlamaz, düşünme olmadan bilgi işlenmez, erdem olmadan bilgi hayata dokunmaz.
Filozofların felsefe tanımları
Bir sınıftaki herkese “Felsefe nedir?” diye sorsan farklı cevaplar alırsın. Filozoflar için de durum aynıdır. Felsefenin herkesin üzerinde anlaştığı tek bir tanımı yoktur. Bunun sebebi, her filozofun felsefeyi kendi düşüncesinin merkezindeki sorudan bakarak tanımlamasıdır.
| Düşünür | Felsefe ona göre | Merkezdeki kavram |
|---|---|---|
| Platon | Gerçekliğin asıl doğasını kavramak, her şeyin ne için olduğunu bilmek | amaç, gerçeklik |
| Aristoteles | Varlığın ilkeleri ve nedenleri üzerine sistemli araştırma | varlık |
| Farabi | Varlıkları var olmaları bakımından bilmek | varlık |
| Anselmus | İnanılanı anlamaya çalışmak | inanç |
| Descartes | Kesin ve açık bilgilere dayanan, bütün bilgilerin temelini kuran düşünce sistemi | kesin bilgi |
| Kant | Kendini akla dayanan gerekçelerle haklı çıkarmaya çalışan zihinsel etkinlik | akıl |
| Jaspers | Yolda olmak | arayış |
| Hilmi Ziya Ülken | Varlık hakkında düşünce ve bu düşünce üzerine düşünce, yani varlık bilgisi | varlık |
| Nurettin Topçu | Evreni bir bütün olarak kavrama çabası; bu yüzden ahlakın da kaynağı | bütünlük, ahlak |
Tanımları tek tek ezberlemek yerine hangi kavramın etrafında döndüklerine bak. Aristoteles, Farabi ve Hilmi Ziya Ülken varlığa; Descartes ve Kant bilginin sağlamlığına; Anselmus inanca; Jaspers ise sürecin kendisine dikkat çeker.
Jaspers’in tanımı bu konunun özetidir. Felsefe bir varış noktası değil, bir yolculuktur. Jaspers bu düşünceyi şöyle ifade eder: “Felsefe yolda olmaktır.” (Karl Jaspers, Felsefeye Giriş [Einführung in die Philosophie], 1950)
Tanımların bu kadar çeşitli olması felsefenin bir eksiği mi, yoksa doğasının bir sonucu mu? Felsefe sorgulamayı esas aldığı için kendi tanımını da sorgulamaktan geri durmaz. Bu yüzden felsefenin anlamını kavramak için peşin hükümlerden uzak durmak ve şüpheyi bir araç olarak kullanmak gerekir.
Konunun kavramları
11 KAVRAM- Felsefe
- İnsanın evreni, hayatı ve kendi varoluşunu derinlemesine sorgulayarak anlamaya çalışmasıdır.
- Philosophia
- Yunanca philia ve sophia kelimelerinden oluşan, bilgelik sevgisi ya da bilginin peşinden koşmak anlamına gelen kelimedir.
- Philia
- Yunancada sevmek, aramak ve bir şeyin peşinden gitmek anlamına gelen kelimedir.
- Sophia
- Yunancada bilgelik anlamına gelen kelimedir.
- Bilgelik sevgisi
- Bilgeliğe sahip olduğunu iddia etmeden ona yönelme ve onu arama isteğidir; felsefi düşünmenin itici gücüdür.
- Filozof
- Merakını canlı tutarak hakikati arayan ve bildiğine uygun yaşamaya çalışan kişidir.
- Sorgulama
- Problemleri fark edip onlar hakkında soru sormak, bir düşünceyi olduğu gibi kabul etmeyip gerekçesini araştırmaktır.
- Bilinç
- İnsanın kendisinin ve çevresinde olan bitenin farkında olmasıdır; duygunun, algının ve bilginin merkezidir.
- Düşünme
- Kavramlar aracılığıyla yargılara ulaşmayı sağlayan zihinsel etkinliktir; felsefi bilginin hem kaynağı hem aracıdır.
- Hakikat
- Felsefenin ulaşmaya çalıştığı, bir şeyin gerçekte ne olduğuna dair doğru bilgidir.
- Erdem
- Kişinin bildiği doğruyu kendi hayatında uygulamasıdır.
KENDİNE SOR
Her şeyi bildiğini düşünen ve artık hiçbir şeyi merak etmeyen bir insana hâlâ filozof diyebilir miyiz? Görüşünü gerekçesiyle savun.