Mantık ve Argümantasyonun Temel Kavramları
Yüz bin kişinin beğendiği bir ürünün işe yaradığını söylemek neden ikna edici görünür ama yine de hatalı olabilir?
Sınıfın mesajlaşma grubunda Kerem bir “odak bilekliği” paylaşıyor: Takanların dikkat süresi iki katına çıkıyormuş. Sevim soruyor: “Bunu gösteren bir deney var mı?” Kerem’in cevabı hazır: “Gönderinin yüz bin beğenisi var.” Serdar da ekliyor: “Yandaki lisede bile herkes takıyor, bu kadar insan yanılıyor olamaz.”
Kerem ve Serdar bir şey iddia ediyor ve bir dayanak gösteriyor. Ama dayanak, iddiayı gerçekten destekliyor mu? Bir düşünceyi düzenli sunmak ve sağlam bir temele oturtmak için mantığın temel kavramlarını bilmek gerekir.
Mantık nedir?
Mantık için birkaç tanım yapılır. Her biri başka bir yönünü öne çıkarır:
- Düşünme yasalarının bilimidir.
- Akıl yürütme bilimidir.
- Doğru önerme ve çıkarım biçimlerinin kuramıdır.
- Bilinenden bilinmeyene ulaşmayı sağlayan bir araçtır.
- Doğru düşünmeyi sağlayan ve zihni hatalardan koruyan bir yöntemdir.
- Aklı doğru ve etkili kullanma sanatıdır.
Ortak nokta şudur: Mantık doğru düşünmenin kurallarını ortaya koyar. Bu kuralları bilen kişi çelişkili düşünceleri, aceleci genellemeleri ve yanıltıcı ikna yollarını daha kolay fark eder. “Mantık zihni hatalardan korur.” sözü bunu anlatır.
Aklın ilkeleri
Mantıklı düşünmek, tutarlı ve doğru düşünmektir. Mantık kurallarına uygun bir akıl yürütme doğru ve tutarlı sonuçlara götürür; böyle elde edilen yargılar bilgi değeri taşır. Düşüncenin tutarlı olmasını sağlayan ölçütlere akıl ilkeleri denir. Bir yargının doğru mu yanlış mı, belirli mi belirsiz mi olduğunu bu ilkeler ortaya koyar. Mantığın temeli bunlardır ve dört tanedir:
| İlke | Ne der? | Örnek |
|---|---|---|
| Özdeşlik | Bir terime başta hangi anlam verildiyse akıl yürütme boyunca o anlamda kullanılır. Varlık kendisiyle aynıdır: “A, A’dır.” | “Özgürlük” kelimesini “istediğini yapmak” anlamında kullanmaya başladıysan tartışmanın ortasında “yasalara uymak” anlamına kaydıramazsın. |
| Çelişmezlik | Bir yargı aynı anda hem doğru hem yanlış olamaz: “Bir şey aynı anda hem A hem de A olmayan değildir.” | “Bütün üçgenlerin üç kenarı vardır.” doğruysa “Bazı üçgenlerin üç kenarı yoktur.” doğru olamaz. |
| Üçüncü hâlin imkânsızlığı | Bir yargı ya doğrudur ya yanlıştır; üçüncü bir seçenek yoktur: “Bir şey ya A’dır ya da A değildir.” | Bir tam sayı ya çifttir ya da çift değildir. |
| Yeter-sebep | Yeterli bir neden olmadan hiçbir yargı doğru, hiçbir olgu var olamaz. | Bütün memeliler akciğerle solunum yaptığı için memeli olan yunus da akciğerle solunum yapar. |
Çelişmezlik ile üçüncü hâlin imkânsızlığı sık karıştırılır. Birincisi “ikisi birden doğru olamaz” der, ikincisi “ikisinden biri mutlaka doğrudur” der.
Önerme ve doğruluk
Her cümle doğru ya da yanlış diye değerlendirilemez. “Pencereyi açar mısın?” bir sorudur, “Telefonunu bırak.” bir emirdir, “Keşke tatil uzasa.” bir dilektir. Bunlara doğru ya da yanlış denemez. Oysa “Ankara Türkiye’nin başkentidir.” cümlesi bir durum hakkında yargı bildirir; doğru mu yanlış mı diye tartışılabilir. Mantıkta böyle cümlelere önerme denir.
Önermenin özellikleri şunlardır:
- Doğru ya da yanlış bir yargı bildirir. Yanlış olması önerme olmasına engel değildir. “Bir yılda on ay vardır.” yanlıştır ama önermedir.
- Özne, yüklem ve bağdan oluşur. “Deniz tuzludur.” önermesinde deniz özne, tuzlu yüklemdir; “-dur” eki ikisini birbirine bağlayan bağdır.
- Birden fazla yargı içeriyorsa bileşik önerme adını alır. “Elif ve Can gönüllüdür.” önermesi “Elif gönüllüdür.” ve “Can gönüllüdür.” diye ikiye ayrılabilir. Önermeleri bileşik yapan “ve, veya, ise, ancak ve ancak” gibi bağlaçlardır.
- Olumlu ya da olumsuz olabilir: “Yol açıktır.” olumlu, “Yol açık değildir.” olumsuz bir önermedir.
Doğruluk ise önermenin bildirdiği yargının gerçeğe uygun olmasıdır. “Ankara Türkiye’nin başkentidir.” gerçekle örtüştüğü için doğrudur. Bir cümlenin önerme olup olmadığına yargı bildirip bildirmediğine bakarak, önermenin doğru olup olmadığına ise gerçekle uyuşup uyuşmadığına bakarak karar verilir. Örneğin “Alfabemiz 25 harften oluşur.” bir önermedir ama yanlıştır; alfabemizde 29 harf vardır.
Akıl yürütme
Akıl yürütme, zihnin yargılar arasında bağ kurarak bilinenlerden bilinmeyeni elde etmesidir. Bunun için en az iki önerme gerekir ve bu önermeler arasında kanıtlayan-kanıtlanan ilişkisi bulunmalıdır. Kanıtlayan önermelere öncül, öncüllerle kanıtlanan önermeye sonuç denir.
| Önerme | Rolü |
|---|---|
| Bütün üçgenlerin üç kenarı vardır. | 1. öncül |
| Bu levha üçgen biçimindedir. | 2. öncül |
| O hâlde bu levhanın üç kenarı vardır. | Sonuç |
Elindeki iki bilgiyi birleştirerek önceden bilmediğin üçüncü bir bilgiye ulaştın.
Akıl yürütme türleri
| Tür | Nasıl işler? | Örnek |
|---|---|---|
| Tümdengelim | Genel bir yasa ya da yargıdan özel sonuçlara iner. | Bütün memeliler yavrusunu sütle besler. Yunus bir memelidir. O hâlde yunus da yavrusunu sütle besler. |
| Tümevarım | Gözlenen birçok olaydan bir genellemeye çıkar. | Servis pazartesi, salı ve çarşamba 07.40’ta geldi. “Servis her gün 07.40’ta gelir.” |
| Analoji | Bazı yönlerden benzeyen şeylerin başka yönlerden de benzeyeceğini kabul eder. | Ablamla aynı dersleri seviyoruz. Ablam bu kitabı sevdi; demek ki ben de severim. |
Metinlerde türü bulmak için yönüne bak. “Suç işleyen herkes cezalandırılır.” ilkesinden suçu sabit olan A kişisinin cezalandırılacağını çıkarmak tümdengelimdir; genel ilke kabul edildiğinde sonuç öncüllerden çıkar. “Tanıdığım herkes çıkarını koruyor, o hâlde insan bencildir.” diyen kişi tümevarım yapar; ama tanıdığı insanlar bütün insanlığı temsil etmediği için genellemesi acelecidir. Dün ve önceki gün hava kararınca yağmur yağdığını görüp bugün hava kararınca “Bugün de yağmur yağabilir.” demek de tümevarımdır. Öncüller sonucu destekler ve sonuç “yağabilir” diyerek yalnızca bir olasılık bildirir; bu yüzden tutarlıdır. Ama yalnızca iki gözleme dayandığı için güçlü bir genelleme değildir.
Saatin düzenli yapısından bir saatçinin varlığına geçip evrenin de bir tasarımcısı olması gerektiğini söylemek analojidir; sonuç, benzerliğin ne kadar güçlü olduğuna bağlıdır ve tartışmaya açıktır. Norveç ile İsveç’i gezip hiç görmediği Danimarka’daki insanların da aynı olduğuna karar vermek de analojidir; iki ülkedeki izlenimle bütün bir halk hakkında yargıya varmak bu benzetmeyi zayıflatır.
Görüş, argüman ve tutarlılık
Bir varlık, olay ya da düşünce hakkındaki yargına görüş denir. Bir görüşü kanıtlarla desteklemek, gerekçelendirmek ya da çürütmek için kullanılan iddialar bütünü ise argümandır. “Derslerde telefonlar kapalı tutulmalı.” bir görüştür. “Derslerde telefonlar kapalı tutulmalı, çünkü gelen bildirimler dikkati dağıtır.” ise bir argümandır: İddia gerekçesiyle birlikte gelir.
Tutarlılık, bir akıl yürütmedeki önermelerin birbirini desteklemesi, öncüller ile sonuç arasında mantıksal uyum bulunmasıdır. “Kitap okumak kelime dağarcığını genişletir.” ve “Kelime dağarcığı geniş olan kişi düşüncesini daha kolay ifade eder.” önermeleri birbirini destekler ve çelişmez; bu yüzden tutarlıdır.
Safsata
Günlük hayatta yaptığımız akıl yürütmeler her zaman doğru sonuca götürmez, çünkü sürece hatalar karışır. Bu hatalar bazen farkında olmadan yapılır, bazen de karşıdakini aldatmak ya da ikna etmek için bilerek yapılır. Safsata, görünüşte geçerli ve ikna edici duran ama mantık bakımından hatalı akıl yürütmeye dayanan argümandır. Çoğu zaman dilsel belirsizlik, duygusal yönlendirme, eksik veri kullanımı ya da yanlış çıkarım ilişkileri yüzünden ortaya çıkar.
| Safsata türü | Ne yapar? | Örnek |
|---|---|---|
| Otoriteye başvurma | Bir iddiayı kabul ettirmek için uzman sayılan kişilerin, kurumların ya da geleneklerin saygınlığını koz olarak kullanır. | “Bu diyeti bir profesör önerdi, başka kanıta gerek yok.” |
| Adam karalama | Argümanın içeriği yerine onu öne süren kişiye hakaret eder ya da onu aşağılar. | “Sen derse hep geç kalırsın, dakiklik hakkındaki fikrini dinlemem.” |
| Cımbızlama | Yalnızca işine gelen verileri seçer, karşıt verileri bilerek görmezden gelir. | Yüz kullanıcıdan memnun kalan beşinin yorumunu gösterip “Kullanan herkes memnun.” demek |
| Popülerliğe başvurma | Bir iddianın doğruluğunu insanların çoğunun onu beğenmesine ya da benimsemesine dayandırır. | “Bu dizi rekor izlendi, demek ki yılın en iyi dizisi.” |
| Nedensellik hataları | Olaylar arasındaki sebep-sonuç bağını yanlış ya da yetersiz kurar. | “Yeni ayakkabımı giydiğim gün maç kazandık; bu ayakkabı uğurlu.” |
| Yanlış analoji | Bir ya da birkaç yönden benzeyen iki şeyden birindeki özelliğin ötekinde de olması gerektiğini iddia eder. | “Öğrenci müşteri gibidir; müşteri her zaman haklıysa öğrenci de her zaman haklıdır.” |
Aşağıdaki durumlarda bu türleri tanıyabilirsin:
| Durum | Safsata türü |
|---|---|
| İklim verilerini paylaşan hesaba “Sen cahilin tekisin.” diye cevap vermek | Adam karalama |
| Birkaç tanıdığına bakıp torun sahibi olmanın kalp krizine yol açtığını söylemek | Nedensellik hatası |
| Bir ürünün etkisini yalnızca ünlü bir profesörün övmesine dayandırmak | Otoriteye başvurma |
| Basılı kitap satışındaki düşüşü gösterip dijital okumadaki artışı gizlemek | Cımbızlama |
| Odak bilekliğinin işe yaradığını beğeni sayısıyla kanıtlamaya çalışmak | Popülerliğe başvurma |
| “Çiçek susuz kalınca solar, bebekler de çiçek gibidir.” diyen bir bebek ürünü reklamı | Yanlış analoji |
| Ağacı budamasını isteyen komşusuna “Senin gibi tembel birinden tavsiye almam.” demek | Adam karalama |
Kerem ile Serdar’ın bileklik konusundaki savunması popülerliğe başvurmadır: Ürünün etkisine dair tek bir kanıt yoktur, dayanak yalnızca kalabalıktır.
Konunun kavramları
18 KAVRAM- Mantık
- Doğru düşünmenin kurallarını inceleyen, bilinenden bilinmeyene ulaşmayı sağlayan ve zihni hatalardan koruyan disiplindir.
- Özdeşlik ilkesi
- Bir akıl yürütmede bir terime başta hangi anlam verildiyse sonuna kadar o anlamda kullanılması gerektiğini söyleyen ilkedir; "A, A’dır." biçiminde ifade edilir.
- Çelişmezlik ilkesi
- Bir yargının aynı anda hem doğru hem yanlış olamayacağını söyleyen ilkedir; "Bir şey aynı anda hem A hem de A olmayan değildir." biçiminde ifade edilir.
- Üçüncü hâlin imkânsızlığı ilkesi
- Bir yargının ya doğru ya yanlış olduğunu, üçüncü bir seçeneğin bulunmadığını söyleyen ilkedir; "Bir şey ya A’dır ya da A değildir." biçiminde ifade edilir.
- Yeter-sebep ilkesi
- Yeterli bir neden olmadan hiçbir yargının doğru, hiçbir olgunun var olamayacağını söyleyen ilkedir.
- Önerme
- Doğru ya da yanlış olabilen, bir durum hakkında yargı bildiren cümledir.
- Bileşik önerme
- Birden fazla yargı içeren, "ve, veya, ise, ancak ve ancak" gibi bağlaçlarla kurulan önermedir.
- Doğruluk
- Bir önermenin bildirdiği yargının gerçeğe uygun olmasıdır.
- Akıl yürütme
- Zihnin yargılar arasında bağ kurarak bilinenlerden bilinmeyenleri elde etmesidir.
- Öncül
- Bir akıl yürütmede ya da argümanda sonucu kanıtlayan önermedir; P harfiyle gösterilir.
- Sonuç
- Öncüllerle kanıtlanan, argümanda varılan önermedir; C harfiyle gösterilir.
- Tümdengelim
- Genel bir yasa ya da yargıdan yola çıkarak özel sonuçlara ulaşan akıl yürütmedir.
- Tümevarım
- Gözlemlenen birçok olaydan yola çıkarak bir genelleme ortaya koyan akıl yürütmedir.
- Analoji
- Bazı yönlerden birbirine benzeyen şeylerin başka özellikler bakımından da benzer olacağını kabul eden akıl yürütmedir.
- Görüş
- Bir varlık, olay ya da düşünce hakkındaki yargıdır.
- Argüman
- Bir görüşü kanıtlarla desteklemek, gerekçelendirmek ya da çürütmek için kullanılan iddialar bütünüdür.
- Tutarlılık
- Bir akıl yürütmedeki önermelerin birbirini desteklemesi, öncüller ile sonuç arasında mantıksal uyum bulunmasıdır.
- Safsata
- Görünüşte geçerli ve ikna edici duran ama mantık bakımından hatalı akıl yürütmeye dayanan argümandır.
KENDİNE SOR
Bir ürünü milyonlarca kişinin beğenmesi, onun iyi olduğuna hiç mi kanıt sayılmaz? Kalabalığın tercihinin ne zaman makul bir gerekçe, ne zaman safsata olduğunu örnekle tartış.