Düşünme ve Dil İlişkisi
Aklındakini anlatacak kelimeyi bulamadığında eksik olan düşünce mi, yoksa kelime mi?
Dört küçük durum
Ayla bir matematik sorusunu çözüyor. Hiç konuşmadan, yalnızca düşünerek sonuca ulaşıyor. Mine odasını düzenleyecek; daha hiçbir eşyaya dokunmadan masanın pencere önüne, kitaplığın kapı yanına geçtiğini zihninde görüyor. Mehmet meslek seçiminde kararsız. “Doktor olursam nöbetler, uzun okul yılları, hasta yakınlarıyla konuşmalar…” diye ihtimalleri tek tek tartıyor. Orhan ise özel bilgilerini sosyal medyada paylaşan arkadaşını uyarmak istiyor. Ne demek istediğini biliyor ama doğru kelimeleri bulamıyor, cümleleri yarım kalıyor.
Dördünde de düşünme var. Ama dilin payı her birinde farklı. Ayla ve Mine sesli konuşmadan düşünüyor; Mine düpedüz bir görüntüyle, bir imgeyle çalışıyor. Mehmet sonuçları birbirine bağlıyor, çıkarım yapıyor. Orhan’ın durumu en ilginci: Düşüncesi hazır ama dile dökemediği için arkadaşına ulaşmıyor. Buradan iki soru doğar: Dil olmadan düşünmek mümkün mü? Düşüncemizi başkasına aktarırken dil nasıl bir rol oynar?
Dil ve düşünme
Dil, duygu ve düşüncelerin sembollerle ifade edilmesidir. İletişimin aracıdır; sabah selamlaşmasından bir şiire, bir bilim makalesinden bir felsefe metnine kadar her yerde iş görür. Düşünme ise zihinde yürüyen bir süreçtir. Bazı düşünürler onu sessiz konuşma diye niteler. İçinden “Şimdi ne yapsam?” diye sorduğunda gerçekten de kendinle konuşuyorsun.
Bu benzetme iki şeyin ne kadar iç içe olduğunu gösterir. Filozoflar da yüzyıllardır bu bağın ne türden olduğunu tartışır. Tartışmada üç görüş öne çıkar:
| Görüş | Ne savunur? |
|---|---|
| Dil ile düşünme özdeştir | Düşünme dil olmadan gerçekleşemez. Dil düşünmenin temelidir, zihinsel süreçler dille biçimlenir. |
| Dil, düşünmeden bağımsız bir araçtır | Dil aklın bir ürünüdür. Düşünmek için gerekli değildir; yalnızca düşünceyi ifade edip paylaşmaya yarar. |
| Dil ile düşünme birbirini etkiler | İkisi birbirini etkiler ama biri ötekine indirgenemez. |
Düşünme nedir?
Düşünme için iki tanım öne çıkar. Birincisi az önceki benzetmedir: Düşünme, kişinin kendi kendisiyle yaptığı sessiz bir konuşmadır. İkincisi işleyişine bakar: Düşünme, zihnin anlamlandırma, sorgulama, karşılaştırma ve çıkarım yapma etkinliğidir.
Düşünme sayesinde insan anlar, sorgular, değerlendirir. Basit bir süreç değildir; psikolojik, sosyolojik ve kültürel boyutları vardır. Anlam üretmeyi, kavram oluşturmayı, karşılaştırmayı ve çıkarım yapmayı içine alır. Kavramlar ve imgeler aracılığıyla yürür. Çoğu zaman da ancak dile döküldüğünde somut hâle gelir.
Dil nedir?
Dil için de birkaç tanım verilir; her biri başka bir yüzünü gösterir:
- İnsanlar arasında anlaşmayı ve iletişimi sağlayan doğal bir araçtır.
- Kendi kuralları içinde gelişen bir sistemdir.
- Kavramları temsil eden göstergelerin dizgesidir. “Ağaç” sözcüğü, zihnimizdeki ağaç kavramının göstergesidir.
- Kökü çok eskilere uzanan, toplumun üyeleri arasında oluşmuş bir örtük uzlaşma sistemidir. Kimse bir gün toplanıp “Bu meyveye elma diyelim” diye karar vermedi; ad zamanla yerleşti.
Dil seslerden ve sembollerden örülüdür. Toplumsal bir kurumdur; insanları birbirine bağlar, kültürü kuşaktan kuşağa taşır. Yaşadıklarımızı anlamlı parçalara ayırıp anlatmamıza yardım eder. Bir de canlıdır: Durmadan değişir, gelişir. Dedenin gençliğinde kimse “mesaj atmak” demiyordu.
İlişkinin kendisi
Dil ve düşünme, her biri kendi varlık alanına sahip iki insani gerçekliktir. İkisi de insana özgü yetilerdir ve insanı öteki canlılardan ayırır. Aralarındaki bağ şu saptamalarla özetlenebilir:
- Dil yalnızca iletişim aracı değil, aynı zamanda bir anlamlandırma aracıdır.
- Dil olmadan da düşünmek mümkündür; ama düşünceyi ifade etmek için dile ihtiyaç vardır.
- Dil düşünceyi geliştirir, düzenler ve zenginleştirir.
- Kavramlar ve simgeler dil sayesinde somutlaşır.
- Dil düşünceyi dışa vurulabilir hâle getirir.
Orhan’a dönersek: Düşüncesi vardı ama dile dökülmediği için somutlaşmadı, arkadaşına da ulaşmadı. Mine ise sözcüğe başvurmadan, imgeyle düşündü.
Yargıları tartmak
Bu konuda bir yargıya katılmak ya da karşı çıkmak yetmez; gerekçesini göstermek gerekir. Birkaç yargı ve onları tartmanın bir yolu:
“Dil olmadan düşünme gelişemez.” Soyut ve karmaşık düşünceler kavramlarla kurulur, kavramlar da dille biçimlenir. Dil olmadan basit imgelerle düşünülebilir ama düşünme derinleşemez.
“Dilin zengin olması düşünmeyi geliştirir.” Kelime sayısı arttıkça insan ince farkları daha iyi ayırt eder, düşüncesini daha açık kurar.
“Dil yalnızca düşünceyi başkalarına aktarmaya yarar.” Bir konuyu birine anlatırken ya da yazarken onu kendimizin de daha iyi anladığını fark ederiz. Demek ki dil düşünceyi aktarmakla kalmaz, düzenler ve geliştirir.
“Yabancı dil öğrenmek dünyaya farklı bakmayı sağlar.” Her dil kendi kültürünün kavramlarını taşır. Yeni bir dil öğrenen, bu kavramlarla olaylara başka bir yerden bakabilir.
“Konuşamayan bir varlık hiç düşünemez.” Bu yargıyı tartarken iki saptamayı birlikte düşünmek gerekir. Düşünme ile dil insana özgü yetilerdir ve insanı öteki canlılardan ayırır. Ama dil olmadan da düşünme mümkündür; dil, düşünceyi ifade etmek için gereklidir. Konuşamamak düşüncenin olmadığını değil, dışa vurulamadığını gösterir. Orhan kelimeleri bulamadığında da düşünüyordu.
Konunun kavramları
8 KAVRAM- Düşünme
- Zihnin anlamlandırma, sorgulama, karşılaştırma ve çıkarım yapma etkinliğidir.
- Sessiz konuşma
- Bazı düşünürlerin düşünmeyi anlatmak için kullandığı, kişinin kendi kendisiyle konuşması anlamına gelen nitelemedir.
- Dil
- Duygu ve düşüncelerin sembollerle ifade edilmesini sağlayan, insanlar arasında anlaşmayı ve iletişimi kuran sistemdir.
- Gösterge
- Dilde bir kavramı temsil eden öğedir; dil, göstergelerin dizgesidir.
- Kavram
- Düşünmenin aracılığıyla gerçekleştiği, dilde göstergelerle temsil edilen düşünce birimidir.
- İmge
- Zihinde canlandırılan görüntüdür; düşünme kavramların yanında imgeler aracılığıyla da gerçekleşir.
- Örtük uzlaşma
- Toplum üyeleri arasında açıkça kararlaştırılmadan, uzun zaman içinde kendiliğinden oluşmuş ortak kabuldür.
- Düşünme-dil ilişkisi
- Dil ile düşünmenin birbirine nasıl bağlı olduğunu, hangisinin diğerine dayandığını soran felsefi tartışmadır.
KENDİNE SOR
Doğuştan hiçbir dili öğrenmemiş bir insan düşünebilir mi? Varsa ne tür bir düşünme olurdu? Üç görüşten birini seçip gerekçeleriyle savun.