İçeriğe geç
1. ÜNİTE · 1. KONU

Çevre ve İnsan İlişkisi

Bir gölün kuruması ya da bir fabrikanın zehirli gaz sızdırması neden yalnızca bilimin değil, felsefenin de sorusudur?

Sabah evden çıkıp okula gidiyorsun. Yol kenarındaki ağaçlar, üzerinden geçtiğin köprü, otobüsteki kalabalık, okulun bahçesi… Bunların hepsi senin çevren. Ama hepsi aynı türden değil.

Ağaçlar ve göl insan yapmadan da vardı; bunlar doğal çevredir. Köprü, fabrika ve gökdelen insanın doğayı dönüştürerek kurduğu yapay çevredir. İkisi birlikte fiziksel çevreyi oluşturur. Komşuluk, bayram sofrası, imece, konuştuğumuz dil ise ilişkilerimizle kurulan sosyokültürel çevredir.

Kısacası çevre, bizi kuşatan ve hayatımızı etkileyen fiziksel, kimyasal, biyolojik, sosyal ve kültürel koşulların bütünüdür.

Çevreyi pek çok bilim inceler: Biyoloji canlıları, coğrafya yeryüzünü, kimya kirliliği ölçer. Ama bilim bir gölün yılda kaç metre çekildiğini söyler; ne yapmamız gerektiğini söylemez. Çevre sorunları bu yüzden disiplinler arasıdır ve ahlaki, felsefi bir boyut taşır.

Çevre Felaketi

İki olay düşün.

2-3 Aralık 1984

Bhopal (Hindistan)

Bir Amerikan şirketine ait tarım ilacı fabrikasından büyük miktarda zehirli gaz sızar. Kazanın olduğu gün 4.000 civarında insan ölür. Toplam can kaybı 15.000, yaralı sayısı 560.000 civarındadır. Davalar 2010’da sonuçlanır; sekiz kişi iki yıl hapis cezası alır.

1960’lardan beri

Aral Gölü (Özbekistan)

Yıllarca süren hatalı uygulamalar gölün büyük ölçüde kurumasına yol açar. Birçok canlı türü yok olur, tarım ve hayvancılık zarar görür, bölge göç vermeye başlar.

Bhopal Aral Gölü
Süre Tek gece On yıllar
Sorumlu Belli bir fabrika Pek çok karar, dağınık
Ortak nokta Doğal afet değil İnsan eliyle

İkisi de çevre felaketidir: İnsan faaliyetlerinin doğaya ve insana verdiği geniş çaplı zarar. Bugün iklim değişikliği, nükleer kazalar, çölleşme, ozon tabakasının incelmesi ve plastik atıklar da dünya gündeminin ilk sıralarında.

Peki çevre sorunları neden felsefenin konusu oldu? Bugünkü sorunların kökü, Batı’da Rönesans’la başlayan modern düşünceye ve Bilimsel Devrim’in doğa anlayışına bağlanır. Bu anlayış doğayı bir makine gibi gördü (mekanik dünya görüşü) ve onu insan için bir kaynak saydı (insan merkezli anlayış). Sanayi İnkılabı ile bu bakış yaygınlaştı, çevre sorunları da arttı.

İnsan ve Doğaya Tarihsel ve Kültürel Bakış

İnsanlar doğaya her yerde aynı gözle bakmadı.

Modern dönem ve Batı Kadim kültürler
Doğa nedir? Çözülecek, kullanılacak bir makine İnançta ve düşüncede değerli bir varlık
İnsanın yeri Doğaya hâkim Doğayla uyum içinde
Sonuç Endüstriyel kirlilik, tahribat Koruma bilinci

Modern dönem: Doğayı makine gibi gören bakış teknolojiyi hızlandırdı. Kötü yönetim ve tüketim odaklı üretimle birleşince endüstriyel kirlilik ortaya çıktı. Doğaya hâkim olma isteğinin altında bireysel çıkar ve ekonomik büyüme yatıyordu. Batı’da insan ile çevre arasında denge kurulması gerektiği bilinci 1960’lardan sonra güçlendi. Bugün bazı şehirler farklı bir yol deniyor: Danimarka’nın resmî turizm kuruluşu VisitDenmark’a göre Kopenhag’da 6 yaşından büyük her 10 kişiden 9’unun bisikleti var.

Kadim kültürler: Uzak Doğu, Türkistan ve Anadolu’da doğaya daha uygun bir yaşayış görülür.

  • Japonya’daki Zen bahçeleri doğaya duyulan sevgi ve saygıyı yansıtır.
  • Hititler, Çorum’daki Gölpınar Barajı gibi temiz su ve atık tesisleri kurdu.
  • Selçuklu ve Osmanlı’da ormanları ve hayvanları korumak için vakıflar kuruldu. Bursa’daki Gurabahane-i Laklakan, yaralı leyleklerin bakıldığı bir yerdi.
  • Çinli düşünür Mencius (MÖ 372-289), bir zamanlar ağaçlarla kaplı olan Öküz Dağı’nı anlatır. Ağaçlar kesilip hayvanlar otlatılınca dağ çırılçıplak kalmıştır. Ona göre insanlar bu çıplaklığı görür ama bunun kendi eserleri olduğunu düşünmez.

Halk kültüründe de bu bağı görürüz: Âşık Veysel (1894-1973), toprağı kendisine her şeyi veren, insanın en sadık dostu olarak anlatır.

Bu farklı bakışlar bizi felsefi sorulara götürür:

  • İnsan doğanın bir parçası mı, yoksa dışında mı?
  • Doğanın kendi başına bir değeri var mı?
  • İnsanın çevreye karşı ahlaki sorumluluğu var mı?
  • Doğal kaynakları tüketmenin ölçüsü ne olmalı?
  • İnsanın doğaya egemen olması hangi sorunlara yol açar?

Çevre Sorunları: Nedenler ve Çözüm Arayışları

Bir şehre yeni bir fabrika kurulacak. Yüzlerce kişi iş bulacak, şehir zenginleşecek. Ama fabrikanın bacası nehrin hemen yanında. Ne yapmalı?

Çevre sorunlarının kökünde çoğu zaman ekonomik büyüme ve teknolojik gelişme vardır. Önlem alınmazsa ekolojik bozulma sürer. Bu yüzden son dönemde sürdürülebilir kalkınma öne çıktı: Doğaya zarar vermeden insan hayatını iyileştirmek. Ancak çevreci politikaların da bir maliyeti var; bu maliyet bazen bu hedeften uzaklaşılmasına yol açar.

Çözüm üç yerde aranır:

Alan Örnek
Teknoloji Temiz enerji, sıfır atık, düşük emisyonlu araçlar
Siyaset Sürdürülebilir kalkınmayı gündeme alan devlet politikaları
İş birliği Bilim insanları, hükûmetler, sivil toplum, kamu ve özel sektör

Sorun küresel olduğu için çözüm de ortak çaba ister. Bu yüzden ülkeler sözleşmeler imzaladı:

Yıl Sözleşme
1987 Montreal Protokolü
1992 Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi
1997 Kyoto Protokolü
2022 Türk Devletleri Teşkilatı Çevre İş Birliği

Sorunun ne kadar büyük olduğunu bir sayı gösterir: AB Ortak Araştırma Merkezi’nin (JRC) 2024’te yayımladığı rapora göre dünyada 2023 yılında yaklaşık 53 milyar ton karbondioksit eş değeri sera gazı salındı. En çok salım yapanlar Çin, ABD, Hindistan ve Avrupa Birliği’dir.

Çözüm yalnızca yeni teknolojide değil, geçmişin birikiminde de olabilir. Mimar Sinan’ın Süleymaniye Külliyesi’nde dayanıklı ve az atık üreten malzemeler kullanıldı. Doğal havalandırma sağlandı, avludaki havuz ve kuyularla mekânlar yazın serin tutuldu, yapılar arazinin eğimine uygun yerleştirildi. Bugün konuşulan sürdürülebilir mimarinin ilkeleri bu yapıda yüzyıllar önce uygulanmıştı.

Konunun kavramları

12 KAVRAM
Çevre
İnsanı kuşatan, yaşamını etkileyen fiziksel, kimyasal, biyolojik, sosyal ve kültürel koşulların bütünüdür.
Fiziksel çevre
Doğal ve yapay unsurlardan oluşan, gözle görülüp dokunulabilen çevredir.
Doğal çevre
İnsan eli değmeden var olan göl, orman, dağ gibi unsurların oluşturduğu çevredir.
Yapay çevre
İnsanın doğayı dönüştürerek kurduğu köprü, fabrika, kent gibi yapılardan oluşan çevredir.
Sosyokültürel çevre
İnsan ilişkileri, gelenekler, dil ve değerler üzerinden şekillenen çevredir.
Çevre felaketi
İnsan faaliyetlerinin doğada ve insan hayatında geniş çaplı, kalıcı zarara yol açmasıdır.
Mekanik dünya görüşü
Doğayı parçaları çözülüp kullanılabilecek bir makine gibi gören anlayıştır.
İnsan merkezli doğa anlayışı
Doğayı insanın ihtiyaçlarını karşılayan bir kaynak olarak değerlendiren bakıştır.
Sürdürülebilir kalkınma
Doğaya zarar vermeden insan yaşamını iyileştirmeyi hedefleyen kalkınma anlayışıdır.
Sıfır atık
Atığı kaynağında azaltmayı, kullanılanı geri kazanmayı amaçlayan yaşam ve üretim biçimidir.
Sera gazı
Atmosferde ısıyı tutarak küresel ısınmaya yol açan karbondioksit gibi gazlardır.
Ahlaki sorumluluk
Kişinin eylemlerinin sonuçlarını üstlenmesi ve başkalarına zarar vermemekle yükümlü olmasıdır.

KENDİNE SOR

Ekonomik kalkınma ile doğayı korumak çatıştığında hangisine öncelik verilmeli? Görüşünü bir örnekle savun.

Kartlarla kendini dene