İçeriğe geç
1. ÜNİTE · 2. KONU

Çevre Etiği

Bir ağacın, bir nehrin ya da bir dağın, insana yararı olmasa da değeri var mıdır?

Bir otoyol yapılacak. Yol, yaban hayvanlarının her yıl geçtiği bir boğazdan geçiyor. Mühendisler hesap yapar: Kaç metre köprü, kaç ton beton? Ama başka sorular da var: Hayvanların geçiş yolunu kesmeye hakkımız var mı? Yol insana fayda sağlıyorsa doğanın kaybı önemsiz mi?

Bu sorular hesapla değil, değer ve sorumlulukla ilgilidir. İşte çevre etiği, insanın doğaya karşı ahlaki sorumluluklarını felsefi açıdan inceleyen alandır. 20. yüzyılda büyük çevre sorunları ortaya çıkınca doğmuştur ve bir uygulamalı etik alanıdır.

Bu alan nasıl doğdu?

Batı düşüncesinde Antik Yunan’dan beri güçlenen akılcılık, René Descartes (1596-1650) ile egemen bir ilke hâline geldi. Akla ve bilime duyulan güven, insanın doğaya hâkim olmasının yolunu açtı. 20. yüzyılın çevre sorunları ise bu güveni sarstı.

Alanın öncüleri:

Düşünür Katkısı
John Muir (1838-1914) Doğayı korumak için mücadele eden ABD’li düşünür ve yazar
Aldo Leopold (1887-1948) Etik, canlı-cansız bütün çevreyi içine almalı
Paul W. Taylor (1923-2015) Doğaya Saygı: Çevre Etiği Teorisi; Kant’ın saygı ilkesini bütün canlılara genişletir
Arne Naess (1912-2009) Doğa insandan bağımsız olarak değerlidir

Felsefe tarihinde insan ve doğa

Çevre etiği yeni bir alandır, ama insan-doğa ilişkisi felsefenin en eski konularından biridir. Çin, Hint ve Türk-İslam düşüncesinde doğayla uyum belirgindir.

İlk Çağ: Doğa canlı bir bütün. Erken dönem filozoflar doğanın canlı olduğunu düşündü (hilozoizm) ve her şeyin ortak bir ilk ilkeden (arkhe) çıktığını savundu.

  • Thales: Her şeyin ilk nedeni sudur.
  • Empedokles: Dört temel öge vardır: hava, su, toprak, ateş.
  • Herakleitos: Doğanın temel niteliği değişimdir.
  • Parmenides: Değişim bir yanılsamadır; varlık bir ve değişmezdir.
  • Platon: Doğadaki nesneler gerçek varlık değil, ideaların yansımasıdır.
  • Aristoteles: Doğadaki varlıklar insan içindir; değerleri insana yararlarından gelir.
  • Kinikler ve Stoacılar: İnsan doğaya uygun yaşamalı, doğanın yasalarına uymalıdır.
  • Lao Tse: İnsan, Tao denen evrensel düzenin bir parçasıdır.

Orta Çağ: Doğa, yaratılmış bir emanet. Doğa Tanrı’nın eseridir; bu yüzden değerlidir. Tanrı doğayı insanın ihtiyaçları için yaratmış ama insanı ona karşı sorumlu da kılmıştır.

  • Augustinus: Doğanın varlığı ancak Tanrı ile mümkündür.
  • Farabi ve İbni Sina: Sudur öğretisi. Çokluk, “bir” olan Allah’tan taşarak meydana gelir; doğa bu yüzden sevilmeye değerdir.
  • İslam düşüncesinde yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevme anlayışı vardır. İnsan doğaya egemen değildir; onu korur, israf etmez.

Rönesans ve modern dönem: Doğa bir makine. Doğa matematik ve fizikle açıklandıkça bir makine gibi görülmeye başlandı. Anlamaya çalışmanın yerini kullanmak ve hükmetmek aldı.

  • Cusanus ve Bruno: Doğa yalnızca bir araç değil, akla tam açılmayan gizemli bir değerdir.
  • Kopernik, Kepler, Galileo, Newton: Doğanın gizemini matematik ve fizikle çözmeye çalıştılar.
  • Francis Bacon: Bilgi güçtür; doğaya egemen olmanın yöntemi bulunabilir. (Bu fikrin kaynağı: Francis Bacon, Meditationes Sacrae, 1597.)
  • Hobbes: Doğa bir makine gibidir.
  • Descartes: Merkezde akıllı insanın durduğu mekanik bir doğa görüşü.

20. yüzyıl: Yeniden değer arayışı.

  • Heidegger: Descartes’la birlikte doğa yalnızca ölçülen ve hesaplanan bir şeye dönüştü; insan kendini doğanın efendisi saydı ve varlığın anlamı unutuldu.
  • Adorno: Doğaya egemen olmak, egemen olunana yabancılaşmayı getirir. Bu ilerlemenin bir bedeli vardır: “Durdurulamaz ilerlemenin laneti, durdurulamaz gerilemedir.” (Max Horkheimer ve Theodor W. Adorno, Aydınlanmanın Diyalektiği, 1947)
  • Leopold: İnsan doğanın bir üyesidir; etik yalnızca insanlar arasında değil, bütün varlıklar arasında geçerli olmalıdır.
  • Naess: İnsan doğanın üstünde değil, parçasıdır; diğer canlılarla eşit değerdedir.

Çevre etiğinin üç tartışması

Çevre etiği, geleneksel insan merkezci bakışa yöneltilen eleştirilerle doğdu. Tartışma üç soru etrafında döner:

Soru Bir uç Öbür uç
Merkezde ne var? İnsan Doğa
Doğanın değeri nedir? Araçsal (insana yararı) İçsel (kendi başına)
Neye bakmalı? Bireye Bütüne

Bu tartışmayı üç kavram besler:

  • Potansiyel değer: İnsandan başka içsel değeri olan varlık var mı? Sorumluluğumuzun kaynağı ne?
  • Sürdürülebilirlik: Sürdürülebilir bir çevre mümkün mü? Varlıkların yaşam hakkı için ideal düzen ne olmalı?
  • Nesiller arası eşitlik: Doğal kaynakları kullanmanın ölçüsü ne? Gelecek kuşakların bizim üzerimizde hakkı var mı?

Üç temel yaklaşım

Bu sorulara verilen cevaplar üç yaklaşım doğurdu. Bunları bir ahlaki çember gibi düşün: Çember genişledikçe sorumluluk da büyür.

Yaklaşım Kim değerli? Temel düşünce
İnsan merkezci Yalnızca insan Doğa insana yaradığı kadar değerlidir; etik insanlar arasında geçerlidir.
Canlı merkezci Bütün canlılar İnsan üstün değildir; her canlı kendi başına değerlidir. Biyolojik çeşitlilik korunmalıdır.
Çevre merkezci Canlı ve cansız doğa İnsan, ekosistemin eşit bir parçasıdır; sorumluluk toprağa, suya, dağa da uzanır.

İnsan merkezci yaklaşım da doğayı korumayı önerebilir; ama gerekçesi insanın kendi yararıdır: Ormanı korurum, çünkü ona ihtiyacım var. Canlı merkezci Paul W. Taylor’a göre ise bir ağacı korumak için insana yararlı olmasına gerek yoktur. Çevre merkezci Aldo Leopold çemberi daha da genişletir: Bir nehir de bir dağ da ahlaki hesaba girer.

İki yapıyı karşılaştır: Adana’daki Gülek Boğazı’na yapılan, yaban hayvanlarının otoyolun üstünden geçmesini sağlayan Türkiye’nin ilk ekolojik köprüsü ve Dubai’de denizin doldurulmasıyla yapılan Palm Jumeirah yapay adası. Hangisi hangi yaklaşıma daha yakın?

Diğer yaklaşımlar

Derin ekoloji (Arne Naess): Doğa insandan bağımsız olarak değerlidir. İnsanın, kendi ihtiyaçları için doğanın zenginliğini ve çeşitliliğini azaltmaya hakkı yoktur. İnsanın doğaya müdahalesi aşırı noktaya varmıştır; gidişatı değiştirmek için yeni politikalar gerekir.

Fütüristik yaklaşım: Doğayı gelecek kuşaklardan ödünç aldık. İnsan doğanın sahibi ya da efendisi değil, koruyucusudur. Bu yaklaşım bugünkü insandan bir fedakârlık ister: Gelecek kuşaklar için bazı zevklerinden vazgeçmek. Sürdürülebilir kalkınma fikrinde bu yaklaşımın izi görülür.

Son insan düşünce deneyi

Richard Routley (1935-1996) bir konferansta şu durumu sordu: Büyük bir felaketten sonra hayatta kalan tek kişi sensin. Ormanları, gölleri, hayvanları yok edebilirsin. Bundan etkilenecek tek bir insan bile yok. Yok etmek yanlış mı?

İnsan merkezci yaklaşıma göre yanlış değildir; çünkü zarar görecek kimse kalmamıştır. Ama çoğumuzun içi “yanlış” der. Eğer yanlışsa, doğanın değeri insandan bağımsız olmalıdır. Routley’in deneyi böylece insan merkezci etiğin bu sezgiyi açıklayamadığını gösterir.

Afet bilinci

Doğa canlıların yaşam alanıdır ve ekosistem bozulursa insan da etkilenir, çünkü o da bu sistemin parçasıdır. Afetler her an, her yerde olabilir. Nesli tükenen canlıları kurtarmak ekosistemi korur. Afete uğrayan canlılara yardım etmek ve afetten sonra toplumsal dayanışmaya katılmak da çevreye karşı sorumluluğumuzun parçasıdır.

Felsefi metin nasıl yazılır?

Çevre etiği bir görüş bildirmekle kalmaz; o görüşü kurmayı ister. Felsefi bir metin şu adımlarla yazılır:

  1. Problemi tanımla: Metin hangi soruya cevap arıyor?
  2. Kavramları yerinde kullan: Sürdürülebilirlik, içsel değer, sorumluluk gibi kavramlar doğru anlamıyla geçmeli.
  3. Argüman kur: Görüşünü destekleyen gerekçeleri ortaya koy.
  4. Temellendir: Gerekçelerin tutarlı ve geçerli olsun.
  5. Felsefe tarihine bağla: Bu problemi hangi düşünür nasıl ele aldı?
  6. Dil ve düzen: Giriş, gelişme, sonuç; paragraflar arasında anlam bütünlüğü. Sonunda metni birkaç kez gözden geçir.

Konunun kavramları

18 KAVRAM
Çevre etiği
İnsanın doğaya karşı ahlaki sorumluluklarını felsefi açıdan inceleyen, 20. yüzyılda ortaya çıkan uygulamalı etik alanıdır.
Hilozoizm
Maddenin ve doğanın canlı olduğunu kabul eden İlk Çağ görüşüdür.
Arkhe
İlk Çağ doğa filozoflarının, her şeyin kendisinden çıktığını düşündükleri ilk ilkedir.
Sudur
İslam filozoflarına göre çokluğun "bir" olan Allah'tan taşarak meydana gelmesidir.
Mekanik dünya görüşü
Doğayı parçaları çözülüp kullanılabilecek bir makine gibi gören anlayıştır.
Araçsal değer
Bir şeyin başka bir şeye, özellikle insana sağladığı fayda yüzünden taşıdığı değerdir.
İçsel değer
Bir şeyin kimseye yararı olmasa da kendisi olduğu için taşıdığı değerdir.
İnsan merkezci yaklaşım
İnsanı diğer canlılardan değerli sayan ve doğanın değerini insana yararıyla ölçen çevre etiği görüşüdür.
Canlı merkezci yaklaşım
İnsanla birlikte bütün canlıların kendi başına değerli olduğunu savunan çevre etiği görüşüdür.
Çevre merkezci yaklaşım
Ahlaki sorumluluğu canlıların yanında toprak, su, dağ gibi cansız doğayı da kapsayacak biçimde genişleten görüştür.
Derin ekoloji
Doğanın insandan bağımsız değerli olduğunu, insanın kendi ihtiyaçları için doğanın zenginliğini azaltmaya hakkı olmadığını savunan görüştür.
Fütüristik yaklaşım
Doğayı gelecek kuşaklardan ödünç aldığımızı söyleyerek gelecek kuşakları merkeze alan görüştür.
Potansiyel değer
Çevre etiğinde varlıkların ahlaki statüsünü, yani hangi varlıkların ahlaken hesaba katılacağını tartışan kavramdır.
Sürdürülebilirlik
Kaynakları koruyup geliştirerek yaşamı uzun vadede destekleyebilme durumudur.
Nesiller arası eşitlik
Dünyanın kaynaklarının bugünkü ve gelecek kuşaklar arasında adil paylaşılmasıdır.
Ahlaki sorumluluk
Kişinin eylemlerinin sonuçlarını üstlenmesi ve başkalarına zarar vermemekle yükümlü olmasıdır.
Afet bilinci
Afetlerin her an olabileceğini bilip hazırlıklı olmak ve afet sonrasında canlılara yardım etmeyi sorumluluk saymaktır.
Felsefi metin
Bir problemi kavramlar ve gerekçeli argümanlarla sorgulayan, tutarlı biçimde yazılmış metindir.

KENDİNE SOR

Doğanın değeri insana sağladığı yarardan mı gelir, yoksa insan hiç olmasa da değerli midir? Hangi yaklaşıma yakın olduğunu gerekçesiyle yaz.

Kartlarla kendini dene