İçeriğe geç
FELSEFE 11 · 2. ÜNİTE

Teknoloji ve Hayat: Yazılıya Hazırlık Çalışma Soruları

Bu sorular konuyu tekrar etmen için. Önce kendin cevapla, sonra kontrol et.

Kısa cevaplı sorular

1. Blok · Tanımdan kavram

Aşağıdaki tanımları oku ve her birinin hangi kavrama ait olduğunu bul. Havuzdaki kavramlardan ikisi hiçbir tanıma uymuyor.

Seçenekler
  • Teknik
  • Yabancılaşma
  • Aksiyolojik problem
  • Tekhne
  • Makineleşme
  • Değerlerin tahribatı
  • Teknoloji
  • Ontolojik problem
  1. Antik Yunan'da kullanılan; hem açığa çıkarma hem de sanatsal üretim anlamı taşıyan ve bugünkü teknoloji sözcüğünün kökü olan kavram.

  2. İnsanın, doğa karşısında yetersiz kaldığı ve zorlandığı durumlarda sınırlarını aşmak için doğaya müdahale ettiği yapay süreç.

  3. Bir sorunu daha kolay ve hızlı çözmek için gereken aleti, malzemeyi, yolu ve yöntemi bulmaya, yapmaya ve geliştirmeye yarayan bilgi ve iş.

  4. Üretimin insanın bedensel iş gücüne dayanmaktan çıkıp makineler aracılığıyla yapılmaya başlaması.

  5. Teknolojinin, insanın varlığa ve varoluşa bakışını değiştirmesiyle ortaya çıkan; insanın kendine ve doğaya yabancılaşmasını, anlam yitirmesini konu alan problem türü.

  6. Teknolojinin seçim, eylem ve değer alanında yol açtığı; güvenlik kaygıları ve değerlerin yitirilmesi gibi sorunları kapsayan problem türü.

Cevapları göster
  1. Tekhne. Teknolojinin kökü Antik Yunan'daki tekhne kavramıdır. Bu kavram zamanla anlam ve işlev bakımından değişerek modern tekniğe ve teknolojiye dönüşmüştür.
  2. Teknik. Tanımın odağında doğaya müdahale eden yapay süreç var; bu tekniktir. Teknoloji ise araç, yol ve yöntem bulma, yapma ve geliştirme bilgisini ve işini anlatır.
  3. Teknoloji. Teknoloji yalnızca bir alet değil, o aleti bulma, yapma ve geliştirme bilgisidir. Doğaya müdahale eden yapay süreç olarak tanımlanan kavram ise tekniktir.
  4. Makineleşme. Makineleşme Sanayi Devrimi'nin en belirgin özelliğidir. Üretimde hızı ve verimliliği artırırken insan emeğine duyulan ihtiyacı azaltmıştır.
  5. Ontolojik problem. Varlık, varoluş ve anlam söz konusuysa problem ontolojiktir. Yabancılaşma ise bu problem türünün içindeki sorunlardan yalnızca biridir.
  6. Aksiyolojik problem. Seçim, eylem ve değer söz konusuysa problem aksiyolojiktir. Değerlerin tahribatı bu problem türünün içindeki sorunlardan yalnızca biridir.
2. Blok · Sınıflandırma

Aşağıdaki örneklerin her birinin teknolojiye yönelik dört tutumdan hangisine uyduğunu bul.

Seçenekler
  • Teknolojik anarşi
  • Uygun teknoloji
  • Teknofobi
  • Teknofili
  1. Yeni çıkan her akıllı saati ve kulaklığı ilk gün alan, cihazların özelliklerini saatlerce konuşmaktan büyük keyif alan ve telefonu elinden düşmeyen Burak

  2. Teknolojinin insanı özgürlüğünden ettiğine inanıp telefonunu, televizyonunu ve internetini kapatarak hayatını her türlü cihazdan arındırmaya çalışan bir aile

  3. Okul yönetiminin, tabletli derse geçmeden önce öğretmen ve velilerle bunun hangi amaca hizmet edeceğini ve hangi değerleri etkileyeceğini tartışması

  4. Bir şirketin, çevredeki doğaya ne olacağına bakmadan daha çok güç ve kazanç için sürekli yeni makineler kurup üretimini büyütmesi

  5. Yapay zekânın insanı köleleştireceğine inandığı için hiçbir dijital hizmeti kullanmayan, işlerini yalnızca yüz yüze halletmekte direnen bir dede

  6. Bir belediyenin, sokaklara akıllı kamera kurmadan önce bu sistemin amacını ve insanların mahremiyetini nasıl etkileyeceğini halkla birlikte tartışması

Cevapları göster
  1. Teknofili. Teknofili teknolojiye aşırı düşkünlük ve bağlılıktır. Burak cihazlarla bilinçsizce özdeşleşiyor; bu da insanın teknoloji tarafından kuşatılmasına yol açar.
  2. Teknofobi. Teknolojiden korkup geri çekilmek ve hayatı ondan tümüyle arındırmak istemek teknofobidir. Bu tutum teknolojiyi insan özgürlüğünü kısıtlayan bir şey olarak görür.
  3. Uygun teknoloji. Teknolojinin getirilerine teslim olmadan önce amaçları ve değerleri düşünmek uygun teknoloji tutumudur. Bu tutum teknolojiyi reddetmez, onun bir hâkimiyet aracına dönüşmesini önlemek ister.
  4. Teknolojik anarşi. Güç elde etmek, zengin olmak ve doğayı kontrol altına almak için teknolojik gelişmeyi desteklemek teknolojik anarşidir. Teknofiliden farkı, buradaki sürükleyici gücün kişisel düşkünlük değil güç ve kazanç olmasıdır.
  5. Teknofobi. Dedenin tutumunun kaynağı teknolojiye duyulan korkudur ve bu korku onu teknolojiden geri çekilmeye götürür. Bu, teknofobinin tanımına uyar.
  6. Uygun teknoloji. Belediye teknolojiyi kullanmadan önce amacını ve etkileyeceği değerleri düşünüyor. Teknolojiyi reddetmediği için teknofobi değil, uygun teknoloji tutumudur.
3. Blok · Tanımdan kavram

Aşağıdaki tanımları oku ve her birinin hangi kavrama ait olduğunu bul. Havuzdaki kavramlardan ikisi hiçbir tanıma uymuyor.

Seçenekler
  • Simülasyon
  • Objektifleştirme
  • Köksüzlük ve yurtsuzluk
  • Çerçeveleme
  • Ontolojik anlam kaybı
  • Sahip olma arzusu
  • Varlığın unutuluşu
  • Simülakr
  1. Heidegger'e göre modern teknolojinin özü: Doğayı ölçülebilir parçalara ayrılmış bir nesne gibi görüp belli bir amaç için kullanılmaya hazır tutan yaklaşma biçimi.

  2. Heidegger'e göre varlığa araçsal bir bakışla yaklaşıldığında varlığın geri çekilmesi ve üstünün örtülmesi; bir bakıma insanın kendini de unutması.

  3. Heidegger'e göre varlıkla bağı kopan insanın doğal yaşamından kopması ve varlıktan uzaklaşmış olarak yaşaması.

  4. Marcel'e göre insanı, verimliliği hesaplanabilen bir nesne ya da belirli işlevleri olan bir makine gibi ele alma çabası.

  5. Marcel'e göre teknolojinin insanda beslediği ve insanı, sahip olduklarını kaybetme korkusuyla onların tutsağı yapan istek.

  6. Baudrillard'ın kavramlarından biri: Gerçek olmadığı hâlde gerçeklik olarak algılanmak istenen görünüm.

Cevapları göster
  1. Çerçeveleme. Heidegger modern teknolojinin özünü çerçeveleme olarak görür. Varlığın unutuluşu ise bu yaklaşmanın sonucudur, kendisi değildir.
  2. Varlığın unutuluşu. Tanımda bir sonuç anlatılıyor: Çerçeveleme yüzünden varlığın üstü örtülür. Heidegger'e göre bu aynı zamanda insanın kendini unutmasıdır.
  3. Köksüzlük ve yurtsuzluk. Varlıkla bağı kopan insanın yaşadığı problem Heidegger'de köksüzlük ve yurtsuzluk diye adlandırılır. Varlığın unutuluşu varlığın kendisiyle, köksüzlük ise insanın durumuyla ilgilidir.
  4. Objektifleştirme. Marcel'e göre bilimsel düşüncenin özündeki bu çaba, insanın varlığının anlamını ve değerini zedeler. Doğayı nesneleştiren çerçeveleme ise Heidegger'in kavramıdır.
  5. Sahip olma arzusu. Marcel teknolojinin yol açtığı tehlikelerden birini sahip olma arzusuyla açıklar. İnsan sahip olduklarını yitirme korkusuyla onların tutsağı olur.
  6. Simülakr. Simülakr gerçek gibi algılanmak istenen görünümün adıdır. Simülasyon ise bir sistemin ya da olayın işleyişinin maket veya bilgisayar programıyla yapay olarak yeniden üretilmesidir.
4. Blok · Düşünceden düşünüre

Aşağıdaki görüşleri oku ve her birinin hangi düşünüre ait olduğunu bul. Bir isim birden fazla görüşün cevabı olabilir; havuzdaki bir isim hiçbir görüşe uymuyor.

Seçenekler
  • Jean Baudrillard
  • Zygmunt Bauman
  • Gabriel Marcel
  • Jacques Ellul
  • Martin Heidegger
  1. Teknolojiyi tutkuyla övmek de ona isyan etmek de çözüm değildir. Teknolojiyi tarafsız bir şey sanmak, ona en kötü biçimde teslim olmaktır.

  2. Tekniğin özü açığa çıkarmadır. Ama modern teknolojide bu açığa çıkarma, doğayı insanın kullanımı için zorlayan bir meydan okumaya dönüşür.

  3. İnsana dair bütün sorunlara bilime ve teknolojiye özgü bir zihniyetle yaklaşmak yanlıştır; çünkü insan, özellikle manevi yanıyla, bilimsel yöntemin konusu olmaktan uzaktır.

  4. Teknoloji insanın elinde araç olmaktan çıkıp amaca dönüşürse insanı özgürleştirmez, tutsak eder; çünkü insan teknoloji üzerindeki hâkimiyetini yitirir.

  5. Bugün insan, gerçeğe benzeyen ama gerçek olmayan, insan eliyle kurgulanmış bir düzenin içinde yaşar. Bu düzen gerçek ile sahte arasındaki farkı ortadan kaldırmaya çalışır.

  6. Teknik gelişmelerin parçaladığı insan bütünlüğünü yine teknik araçlarla onarmaya çalışmak boşuna bir çabadır.

Cevapları göster
  1. Martin Heidegger. Teknolojiyi tarafsız görmenin ona en kötü biçimde teslim olmak olduğu görüşü Heidegger'in çözüm arayışına aittir. Ona göre yanlış olan tekhnenin kendisi değil, kötü amaçlarla kullanılmasıdır.
  2. Martin Heidegger. Tekniği açığa çıkarma olarak görüp modern teknolojiden ayıran Heidegger'dir. Marcel'in eleştirisi ise doğaya değil, insanın bir makine gibi ele alınmasına yöneliktir.
  3. Gabriel Marcel. İnsanın manevi varlığıyla bilimsel yöntemin konusu olamayacağını söyleyen Marcel'dir. Bu eleştiri, onun objektifleştirme kavramıyla bağlantılıdır.
  4. Gabriel Marcel. Aracın amaca dönüşmesini tehlike olarak gören Marcel'dir. Bauman da teknolojiye hâkim olunamayacağını söyler ama onun gerekçesi teknolojinin kör olması, yani bir yere varmak için değil hareket ettiği için hareket etmesidir.
  5. Jean Baudrillard. Yaşadığımız düzeni gerçeği andıran bir simülasyona benzeten Baudrillard'dır. Bu görüş onun simülasyon kuramının özüdür.
  6. Jacques Ellul. Kaybolan bütünlüğü yeniden teknik araçlarla geri getirmeye çalışmanın nafile olduğunu söyleyen Ellul'dür. Kitapta bu görüş, Heidegger ve Marcel'in çözüm arayışlarının yanında verilir.

Açık uçlu sorular

Açık uçlu · 1

Babaannen başka bir şehirde yaşıyor ve her akşam onunla görüntülü konuşuyorsun. Bu bayram yol uzun olduğu için ablan ziyarete gitmek yerine görüntülü aramayla bayramlaşmayı öneriyor. Babaannen buna sevinse de ekrandan elini öptüremediğini, sofrasını kuramadığını söylüyor. Baban ise her akşam görüşmenin eskiden yılda bir gelen mektuplardan çok daha iyi olduğunu düşünüyor.

Görüntülü konuşma ailenin zaman ve mekân algısını nasıl değiştiriyor? Bu değişikliği teknolojinin hem olumlu hem olumsuz yanlarını göz önünde tutarak değerlendir ve bayramın nasıl geçirilmesi gerektiği konusunda gerekçeli bir tutum al.

Cevabını kâğıda yaz ya da sesli söyle, sonra devam et.

Kontrol et
Her akşam şehirler arası mesafeye rağmen yüz yüze konuşabilmek, teknolojinin hangi etkisine örnektir?

Doğru. Kitap teknolojinin özellikle iletişim ve ulaşımda zaman ve mekân sınırlarını büyük ölçüde ortadan kaldırdığını anlatır. Aradaki yüzlerce kilometre ekranda bir anlık mesafeye dönüşür.

Bu şık doğru değil. Makineleşme üretimin bedensel iş gücünden makinelere geçmesidir. Burada üretim değil iletişim söz konusu.

Bu şık doğru değil. Her akşam konuşabilmek kendi başına bir değer kaybı değildir. Ancak bayram ziyaretinin yerini tamamen ekran alırsa bayramlaşma geleneği açısından bu tartışılabilir.

Cevabında bunlar olmalı
  • Görüntülü konuşma mesafeyi ortadan kaldırır; uzaktaki biriyle her gün yüz yüze konuşmak mümkün olur, yani zaman ve mekân algısı değişir.
  • Teknolojinin iki yüzü vardır: Konfor, hız ve kolaylık sağlar ama bazı insani deneyimlerin, örneğin el öpme ve aynı sofrada buluşmanın yerini tutamayabilir.
  • Tutum alınırken hem teknolojinin sağladığı yarar hem de kaybedilebilecek değer birlikte tartılır; tek yönlü bir değerlendirme yapılmaz.
Örnek cevap

Görüntülü konuşma, babaannemle aramızdaki şehirler arası mesafeyi neredeyse yok ediyor. Eskiden yılda bir mektupla haberleşilirken şimdi her akşam yüzünü görebiliyoruz; bu, teknolojinin zaman ve mekân algımızı değiştirdiğini gösteriyor. Bu değişiklik bize yakınlık sağlıyor ama bayramın anlamı yalnızca konuşmak değil. El öpmek, aynı sofrada oturmak ekrandan yapılamıyor. Bu yüzden bence her akşamki görüşmeler sürmeli ama bayramda babaannemin yanına gitmeliyiz; teknoloji yüz yüze buluşmayı tamamlamalı, onun yerine geçmemeli.

Açık uçlu · 2

Komşunuz Selin Hanım evini baştan sona akıllı bir sisteme bağladı; ışıklar, kapı kilidi, kameralar ve buzdolabı artık bir uygulamayla çalışıyor. Geçen hafta sistem ele geçirildi, kapı kilidi uzaktan açıldı ve ev içi kamera görüntüleri internete sızdı. Selin Hanım olaydan önce de ne zaman uyuyacağına, ne yiyeceğine sistemin karar verdiğini, kendi evinde misafir gibi hissettiğini söylüyordu. Şimdi sistemi tamamen kaldırıp kaldırmamak konusunda kararsız.

Bu olaydaki ontolojik ve aksiyolojik problemleri ayır; her biri için olaydan bir örnek göster. Sonra Selin Hanım'ın durumunda hangi problemi daha derin bulduğunu gerekçesiyle açıkla.

Cevabını kâğıda yaz ya da sesli söyle, sonra devam et.

Kontrol et
Kamera görüntülerinin internete sızması hangi problem türüne girer?

Doğru. Verilerin izinsiz ele geçirilmesi ve mahremiyet ihlali güvenlik sorunlarıdır. Güvenlik sorunları kitapta aksiyolojik problemler arasında sayılır.

Bu şık doğru değil. Ontolojik anlam kaybı insanın varoluşunun ne anlama geldiğini kavrayamamasıdır. Görüntülerin sızması varoluşla değil, eylem ve değer alanındaki güvenlikle ilgilidir.

Bu şık doğru değil. Yabancılaşma insanın kendi özünden uzaklaşmasıdır. Görüntülerin çalınması ise Selin Hanım'ın kendisiyle değil, verilerinin korunmasıyla ilgili bir sorundur.

Selin Hanım'ın kendi evinde misafir gibi hissetmesi en çok hangi kavramla açıklanır?

Bu şık doğru değil. Bu his saldırıdan önce de vardı; kaynağı bir saldırı ya da veri ihlali değildir. Bu yüzden güvenlik sorunlarıyla açıklanamaz.

Bu şık doğru değil. Ahlaki eylemin imkânı, yeni teknolojiler karşısında etik kuralların oluşturulamaması problemidir. Selin Hanım'ın yaşadığı ise bir kural eksikliği değil, kendine yabancılaşmadır.

Doğru. Kararlarını sisteme bırakan Selin Hanım kendi yaşamından ve özünden uzaklaşmış hissediyor. Bu, kitabın ontolojik problemler arasında saydığı yabancılaşmadır.

Cevabında bunlar olmalı
  • Kilidin açılması ve görüntülerin sızması aksiyolojik bir problemdir: Güvenlik sorunu ve mahremiyet ihlali eylem ve değer alanında ortaya çıkar.
  • Selin Hanım'ın kararlarını sisteme bırakıp kendi evinde misafir gibi hissetmesi ontolojik bir problemdir: Kendine yabancılaşmayı gösterir.
  • Ontolojik problemler varlık, varoluş ve anlamla; aksiyolojik problemler seçim, eylem ve değerle ilgilidir.
  • Hangi problemin daha derin olduğu gerekçeyle savunulur; örneğin güvenlik açığı kapatılabilir ama kişinin kendi yaşamına yabancılaşması sistem güvenli olsa da sürebilir.
Örnek cevap

Kapı kilidinin uzaktan açılması ve kamera görüntülerinin sızması aksiyolojik bir problemdir, çünkü bu bir güvenlik sorunu ve mahremiyet ihlalidir. Selin Hanım'ın ne zaman uyuyacağına sistemin karar vermesi ve kendini evinde misafir gibi hissetmesi ise ontolojik bir problemdir; burada bir yabancılaşma var. Bence daha derin olan ontolojik problem. Güvenlik açığı daha güçlü bir şifreyle kapatılabilir ama Selin Hanım kararlarını sisteme bırakmaya devam ederse sistem güvenli olsa bile kendi hayatına yabancı kalır. Bu yüzden sistemi tamamen kaldırmasa da kararları yeniden kendisinin vermesi gerektiğini düşünüyorum.

Açık uçlu · 3

Kardeşinin gittiği kurs merkezi, öğrencileri bir yazılımla izlemeye başladı. Yazılım her öğrencinin çalışma süresini, doğru ve yanlış sayısını, dikkatinin dağıldığı anları kaydedip ona bir verimlilik yüzdesi veriyor. Öğretmenler veli toplantılarında öğrencileri artık bu yüzdelerle anlatıyor. Kardeşin bir akşam eve gelip artık kendisinin yalnızca bir yüzde olduğunu söylüyor.

Gabriel Marcel bu uygulamayı nasıl değerlendirirdi? Onun bakışını en az bir öncül ve bir sonuçla argüman biçiminde yaz. Ardından Marcel'in eleştirisine katılıp katılmadığını gerekçesiyle açıkla.

Cevabını kâğıda yaz ya da sesli söyle, sonra devam et.

Kontrol et
Marcel'in bu uygulamaya yönelteceği eleştiri en çok hangi kavrama dayanır?

Doğru. Marcel'e göre insanı verimliliği nesnel olarak hesaplanabilen bir olgu ya da makine gibi görmek objektifleştirmedir. Öğrencinin bir yüzdeye indirgenmesi tam olarak budur.

Bu şık doğru değil. Çerçeveleme Heidegger'in kavramıdır ve doğanın, varlığın ölçülebilir ögelere dönüştürülmesini anlatır. Soruda ise Marcel'in insana dair eleştirisi isteniyor.

Bu şık doğru değil. Simülakr Baudrillard'ın, gerçek gibi algılanmak istenen görünüm için kullandığı kavramdır. Uygulama bir görünüm üretmiyor, insanı ölçülebilir bir nesneye çeviriyor.

Cevabında bunlar olmalı
  • Marcel'e göre insanı verimliliği hesaplanabilen bir nesne ya da makine modeli gibi görmek, yani objektifleştirmek, insanın varlığının anlamını, değerini ve kutsallığını zedeler.
  • İnsan, özellikle manevi yanıyla, bilimsel yöntemin konusu olmaktan uzaktır; bu yüzden insana dair sorunlara yalnızca ölçme ve hesaplama zihniyetiyle yaklaşmak yanlıştır.
  • Bu indirgeme ontolojik anlam kaybına ve insanın kendine yabancılaşmasına yol açar; kardeşin kendini bir yüzde olarak görmesi bunun işaretidir.
  • Öğrenci Marcel'e katılsa da katılmasa da gerekçe gösterir; örneğin ölçmenin bir yarar sağladığını kabul edip insanı yalnızca ölçüme indirgemenin sınırını tartışır.
Örnek cevap

Marcel'e göre insan, verimliliği hesaplanabilen bir makine gibi ele alınamaz. Kurs merkezi öğrencileri yalnızca çalışma süresi ve doğru sayısıyla tanımlıyor. O hâlde Marcel'e göre bu uygulama öğrencinin insan olarak değerini zedeler ve onu kendine yabancılaştırır. Kardeşimin kendini bir yüzde olarak görmesi bunun açık bir örneği. Ben Marcel'e büyük ölçüde katılıyorum; çalışma süresini bilmek işe yarayabilir ama bir öğrencinin merakı, çabası ve o gün yaşadıkları bir sayıya sığmaz. Ölçüm öğretmene yardımcı olabilir ama öğrenciyi anlatmanın tek yolu olmamalı.

Açık uçlu · 4

Sınıfında birçok arkadaşın, herkesin o an nerede olduğunu haritada gösteren ücretsiz bir konum paylaşma uygulaması kullanıyor. Konumunu kapatan Zeynep'e grupta bir şey mi sakladığı soruluyor ve o da baskı hissedip konumunu yeniden açıyor. Uygulamanın kullanım koşullarında, toplanan konum bilgilerinin reklam şirketleriyle paylaşılabileceği yazıyor. Sen de uygulamayı yükleyip yüklememe konusunda karar vermek zorundasın.

Uygulamayı kullanmalı mısın? Bauman'ın sosyal medyadaki gözetimi panoptikona benzetmesini ve teknolojiye hâkimiyet konusundaki görüşünü kullanarak kendi görüşünü kur. Karşı görüşün en güçlü gerekçesini de yaz ve ona bir cevap ver.

Cevabını kâğıda yaz ya da sesli söyle, sonra devam et.

Kontrol et
Bauman'a göre teknolojiye hâkim olmak ne demektir?

Bu şık doğru değil. Bauman'a göre teknoloji kördür ve bir yere varmak için değil hareket ettiği için hareket eder; bu yüzden onu bütünüyle kontrol etmek mümkün değildir.

Doğru. Bauman'a göre hâkimiyet, teknolojiyi denetlemek değil, onun bizi nasıl etkilediğinin farkında olmaktır. Uygulamanın konum verisiyle ne yaptığını bilerek karar vermek bu tutuma örnektir.

Bu şık doğru değil. Teknolojiden tamamen uzak durmak, teknofobi tutumuna yakındır. Bauman bir kaçışı değil, bilinçli ve eleştirel bir tutumu önerir.

Bauman'ın panoptikon benzetmesi bu olayda en çok neyi açıklar?

Bu şık doğru değil. Bu, Bauman'ın sosyal medyanın neden tercih edildiğine dair açıklamasıdır. Panoptikon benzetmesi ise gözetimle ilgilidir.

Doğru. Bauman'a göre insanlar sosyal medyayla kişisel yaşamlarını bir panoptikona dönüştürür ve gözetimden elde edilen bilgiden kâr sağlanır. Konumların sürekli açık olması ve reklam şirketleriyle paylaşılması buna uyar.

Bu şık doğru değil. Yapay zekânın insanın yerini alması kitapta ayrı bir endişe olarak geçer. Panoptikon benzetmesi ise izleme ve mahremiyetle ilgilidir.

Cevabında bunlar olmalı
  • Bauman'a göre insanlar sosyal medyada kişisel yaşamlarını bir panoptikona, yani sürekli izlenebilen bir alana dönüştürür; bu gözetimden elde edilen bilgilerden kâr sağlanır.
  • İnsanlar sunulan imkânlar karşılığında mahremiyet haklarından vazgeçer; dijital ağda bırakılan izler saklanır ve kullanılır.
  • Bauman'a göre teknolojiye hâkimiyet onu bütünüyle kontrol etmek değil, etkilerini fark edip bilinçli ve eleştirel bir tutum geliştirmektir.
  • Karşı görüşün gerekçesi (güvenlik, arkadaş grubuna katılma isteği gibi) dürüstçe yazılır ve buna gerekçeli bir cevap verilir.
Örnek cevap

Bence bu uygulamayı kullanmamalıyım ya da en azından konumumu sürekli açık tutmamalıyım. Bauman, insanların sosyal medyada kendi yaşamlarını herkesin izleyebildiği bir panoptikona çevirdiğini söyler; bu uygulamada da herkes birbirini her an izliyor ve konum bilgilerimiz reklam şirketlerine kazanç sağlıyor. Zeynep'in konumunu kapatınca suçlanması, izlenmeyi reddetmenin bile şüpheli görüldüğünü gösteriyor. Karşı görüşün en güçlü gerekçesi, konum paylaşmanın arkadaşların güvenliğini artırması. Buna cevabım şu: Güvenlik için konumu yalnızca ailemle ve gerektiğinde paylaşabilirim. Bauman'ın dediği gibi teknolojiyi tümüyle kontrol edemem ama nasıl kullanacağıma bilinçli olarak karar verebilirim.